www.iskilipliyiz.com

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 840 kez okundu.
Yazının Tarihi :   31 Mart 2021 - 02:03:12

100. MAYMUN ETKİSİ

Büyüt
Küçült
100. MAYMUN

Hasan Ali KALAYOĞLU

100. MAYMUN ETKİSİ

100. Maymun etkisini duymuş muydunuz?

1952´de Koshima Adası´nda bilim insanları maymunların beslenmesi için kumların içine tatlı patates bırakıyorlar. Bu adanın maymunları da tatlı patatesin tadından hoşlanıyor ama yiyeceklerinin kumlu olması hiç de hoşlarına gitmiyor. Ama can boğazdan gelir diyerek kumlu da olsa tatlı patatesleri yemeye devam ediyorlar.

Bir gün, on sekiz aylık İmo isimli dişi maymun bu soruna bir çözüm buluyor ve tatlı patatesleri su birikintisinde yıkayarak yemeyi akıl ediyor. Ayrıca buu buluşunu annesine ve arkadaşlarına da öğretiyor. Onlar da kendi ailelerine derken, bu yeni davranış biçimi bilim insanlarının gözleri önünde maymunlar arasında yayılıyor.

1952 ve 1958 yılları arasında gözlemlenen bu gelişme, yeniliklere kapalı, küçüklerden hor gören ve bildiğinden şaşmayan bir grup yetişkin maymun tarafından benimsenmiyor. Onlar eskisi gibi kumlu patates yemeye devam ediyorlar. 

1958´in sonbaharına gelindiğinde Koshima maymunlarının çok büyük bir kısmı (diyelim ki 99 maymun) artık patateslerini suda yıkayarak yemeyi öğrenmiştir. Ve bir sabah, gün doğarken yüzüncü maymun da patateslerini yıkayanlar arasına katılıyor. İşte o an her şey değişiyor. Aynı günün akşamı, adadaki hemen hemen tüm maymunlar patateslerini yemeden önce yıkamaya başlıyor. Yüzüncü maymunun ilave enerjisi her nedense devrim yaratıyor!

Ama hikâye bitmedi. Bilim insanlarını şaşırtan asıl sürpriz, bu adayla doğrudan bir ilişkileri olmadığı halde, diğer adalardaki maymun kolonilerinin de zamanla patateslerini yıkamaya başlamaları... Yeni bir düşünce ve davranış tarzı, toplumları oluşturan bireylerin belirli bir oranı tarafından benimsendiği an, bu yenilik, mesafenin önemi olmaksızın zihinden zihne aktarılabiliyor.

5 yıl sonra, birkaç üye dışında tüm koloni patatesleri yıkayarak yeme davranışını öğrenmiştir. Sonradan yapılan araştırmada ise onlarda zekâ geriliği olduğu saptanıyor. 10 yıl sonra çevre koloniler dâhil tüm adalarda büyük oranda patatesler yıkanıyor. Sadece bir grup maymun yeni davranışı hiçbir zaman tekrar etmiyor, hatta yıkayıp yiyenlere ters davranarak onlara sürekli hücumlar yapıyor.

“Yüzüncü Maymun Fenomeni” denilen bu olay şunu gösteriyor: Yeni bir düşünce, yeni bir yol, toplumda sadece belirli sayıda insanlar tarafından biliniyorsa, bu yenilik sadece o kişilere ait bir şey oluyor. Ama “bilenlerin” sayısı kritik bir noktaya ulaştığı an, sadece bir kişinin daha “yeni yol”a katılması bile toplumsal bilincin aşama geçirmesine yol açıyor. Yeni düşünce, birdenbire herkes tarafından benimsenerek düşünülmeye başlanıyor. Niceliğin niteliğe dönüşme noktası bu olsa gerek…

“Yüzüncü Maymun Fenomeni”, Duke Üniversitesinden Doktor J.B. Rhine tarafından değişik deneylerde tekrarlanıyor. Sonuç her seferinde aynı.

Sıradan insan asla büyük insan olamaz; doğar, yaşar ve ölür, hepsi bu kadar. Tabii ki buna yaşamak denirse! Geçmişimize baktığımızda hep mutsuz, huzursuz, bencil, korku dolu, karamsar bir dünyanın bugünlere dek süregeldiğini görürüz. Zihinlerimiz hala taş devri düşünceleri ve korkuları taşıyor. Yeniliklere açık, farklı düşünenler aşağılanıp alay edilerek toplum dışına itilmeye çalışılmış. Takdir edilmek bir yana kiminin boynu vurulmuş, kiminin derisi yüzülmüş, yakılmış ya da sürgün edilmiş. Ama tüm bunlara rağmen, gene de farklı düşünceler hep var olmuş.

Peki ama “böyle gelmiş böyle gider” diyerek, gelişmeleri endişeyle izleyip kendi kabuğumuza mı çekilelim? Yani işin kolayına kaçıp da “yorgun demokrat” elbisesine mi bürünelim? Dünyada mutlu, huzurlu, sevecen, aydınlık dolu insanlar hiç mi kalmadı? Cesur bir dünya isteyen ve bu uğurda çaba göstermekten çekinmeyen, her şeyi göze alan o güzelim insanlar yok mu oldular? 

Hayır, binlerce, milyonlarca hayır! Elbette var ve sayıları da gittikçe çoğalıyor. Sadece ve sadece aralarına yüzüncü maymunun katılmasını bekliyorlar, işte o kadar.

(Kaynak: Serol Teber-Davranışlarımızın Kökeni)

DÜŞÜNEN SÖZLER:

Kötülüğün zaferi için gereken tek şey, iyilerin hiçbir şey yapmamasıdır. BURKE

Ölü gibi yaşamaktansa canlı ölmek iyidir. MARKİEWİCZ

Bir çığlık bir çığ meydana getirir. SOLJENITSIN

Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir. LATİN ATASÖZÜ

Başarılı olmak, Nobel almak değildir. Başarılı olmak ailenize, memleketinize, vatanınıza, insanlığa hizmet etmek demektir. AZİZ SANCAR

Rüyanızın gerçekleşmesini istiyorsanız önce uykudan uyanmanız gerekir. SİEGTRİED

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Son Yorumlar
Nazan öztürk
Allah nur içinde yatırsın inşallah
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"www.iskilipliyiz.com | http://www.iskilipliyiz.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2020 - 2021