www.iskilipliyiz.com

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 290 kez okundu.
Yazının Tarihi :   24 Kasım 2020 - 12:18:36

ABDAL MUSA SULTAN VE İSKİLİP

Büyüt
Küçült
ABDAL MUSA SULTAN VE

Mursel Sumer

ABDAL MUSA SULTAN VE İSKİLİP

Abdal Musa Sultan aslen Horasanlıdır. Ailece önce Azerbaycanın Hoy şehrine oradan da Anadoluya gelerek yerleşmişlerdir. Babası Hasan Gazi annesi Ana Sultandır. Anadoluya Hacı Bektaş ile birlikte geldikleri söylenir. Bektaşi geleneğindeki on iki posttan on birincisi onun postu olup Abdal Musa postu olarak bilinir. Hacı Bektaşın önde gelen halifelerindendir.

Osmanlı devletinin kuruluş yıllarında Orhan Gazi ile birlikte Bursanın fethine katıldığı anlatılır. Günümüzden 650 yıl kadar önce yaşadığı bilinen Abdal Musanın mezarıyla ilgili değişik görüşler vardır. Anadolunun çeşitli yerlerinde makamı, mezarı, korulukları ve adak yerleri mevcuttur. Bunlardan Bursada makamı, Denizlide mezarı, Sartta zaviyesinin olduğu söylenmektedir (1). Ancak asıl tekkesinin ve türbesinin olduğu yer Antalyanın Elmalı İlçesine bağlı Tekke köyüdür. Zamanında tekkelerin amacına uygun bir külliye şeklinde yapılmış ise de zamanla bazı bölümleri yıkılarak kaybolmuştur. Bazı bölümleri hâlâ ayakta olan Külliyenin Abdal Musa Türbesi olarak anılan bölümünde Abdal Musanın, babasının, annesinin, kız kardeşinin ve müritlerinden Kaygusuzun sandukası bulunmaktadır. Tekkenin diğer bölümlerini; Budala Sultan Türbesi, Dervişan Evi, Tekke İmareti, Mezarlık, Kutsal Kuyu ve Misafirhane Öreni olarak sıralayabiliriz.

Uçar Su Menkıbesi

“Anadolu erenlerinden olan Sultan, Yörenin Türkleşmesi sırasında, tekkesine yeni gönüldeşler, canlar, müritler katmak istemiyle yöresinde bugünkü Kaş İlçesinin Gömbe kasabası çevresinde dolaşırken, Gömbe kasabasının batısında, Uçar Suyun arka yönünde bir köye konuk olur. Köy halkı yoksuldur, suları yoktur, ekinleri kurumuştur. Bu nedenle Sultana ikramda bulunamazlar ve utanırlar.

Bu durumu gören Sultan köy halkına seslenir:

‘Ben size su versem, siz bana ürününüzün birazını verir misiniz?” der. Köylüler, ‘Sen suyu ver, ürünümüzün onda biri senin olsun derler. Sultan, bunun üzerine ‘Ya Allah! deyip asasını yere vurur. Ve vurmasıyla birlikte yerden su fışkırır. Köylü çok sevinir izzet ve ikramla Sultanı yolcu ederler. Hasat sonu gelip Sultan alacağını almaya gidince, köylüler, ‘Hadi be derviş bu suyu Allah verdi, sen de kim oluyorsun derler. Bunun üzerine Sultan ‘Yazın içmeye su, kışın geçmeye yol bulamayın diyerek köyden ayrılır.

O gün, bu gündür bu su yazın Elmalı ovasına akar, kışın ise Kaş ovasına akar. Böylece köylüler, kışın sudan geçmeye yol bulamazlar yazın da susuzluktan içmeye su bulamazlar(3).

Abdal Musa Tekkesinin Kapatılması

II. Mahmut zamanı Bektaşi tarikatı ve tekkeler için bir dönüm noktasıdır. 1826 yılında Yeniçeri Ocağının kaldırılmış ve ocak-tarikat bağlantısı sebebiyle bütün Bektaşi tekkeleri de lağvedilmiştir.

Aradan zaman geçip Abdülaziz tahta çıkınca tekke yeniden açılmıştır. Hem Abdülaziz hem de II. Abdülhamit devrinde yapılan ek binalarla tekke tekrar canlandırılır. 1925 yılında çıkarılan Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması ile ilgili kanun gereği ikinci kere kapatılmıştır.

Günümüzde bir ziyaretgâh olarak halka açık olup her yıl Haziran ayının ilk haftasını izleyen Cumartesi ve Pazar günleri “Abdal Musa Anma Törenleri düzenlenmektedir.

Abdal Musa Sultan yaşadığı dönemde olduğu gibi aradan yüzyıllar geçmesine rağmen günümüzde de halkımızın gönlünde taht kurmuş, Anadolunun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında emeği çok olan Horasan Erenlerinden ve büyük Türk düşünürlerindendir.

Abdal Musanın Geyikle Söyleşisi ve İskilip

“Aradan yüzyıllar geçtiği halde o yöreler halkı hâlâ Abdal Musanın kudretini hayranlıkla anlatır. Onun gösterdiği mucize ve yaptığı işlerin çoğu halk arasında söylenceleşmiş (efsaneleşmiş)tir. Bir geyikle şakalaşmasını dile getiren söylenceyse, Fethiye-Antalya arasının en ilginç türkülerinden birine konu olmuştur:

Abdal Musa bir gün, yenice yavrulamış bir geyikle karşılaşmış. Geyiği sınamak için, yavrusunu bir kazana saklamış. Geyik melemeye yavrusunu aramaya başlamış. İşte o sıra Abdal Musa ile geyik arasında geçen söyleşi, kırk dörtlük (kıtalık) bir şiir oluşturmuş. Bugün türküsü beş dörtlük söyleniyor.

Geyik ne melersin

Dağı taşı delersin

Bir yavrunun yolu

Geyik ne çok melersin

Adayıp atandadır

Geyik ne ararsın dağı taşı

Okuyup yazandadır

Yavrun bu kazandadır

Adayıp atandolsun

Okuyup yazandolsun

Benim yavrumu alanın

İki gözü kör olsun

İskilipine ereyim

Gonca güller dereyim

Beriye geliver geyik

Ben yavrunu vereyim(4)

Abdal Musanın kerametlerinden biri olan bu söyleşi diğer menkıbelerde olduğu gibi doğa üstü şaşırtıcı bir olaydır. Ancak bizi asıl şaşırtan söyleşinin son mısralarında İskilip adının geçmesidir. İskilip nere? Antalyanın Elmalı İlçesinin Tekke köyü nere? Abdal Musanın İskiliple ne ilgisi olabilir? Neden İskilip adı Toros yaylalarında söylenen bu tarihî türküde yer almaktadır?

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Kadir Okutan
 
Çok güzel.İskilip le ilgisini de araştırıp bulursun.Şimdiden kolay gelsin.Selam ve saygılar.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Son Yorumlar
Bekir CANDAN
Allah rahmet eylesin ,mekanın cennet olsun inşallah.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"www.iskilipliyiz.com | http://www.iskilipliyiz.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2020 - 2021