ustbanner lek kurban
Sol dikey reklam lek kurb
Sağ dikey reklam lek kurb

www.iskilipliyiz.com

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 379 kez okundu.
Yazının Tarihi :   09 Haziran 2018 - 20:57:34

AŞÇI MORİ VE RAMAZAN HİKÂYELERİ

Büyüt
Küçült
AŞÇI MORİ VE RAMAZAN

Mursel Sumer

Memleketimizde Aşçı Mori lakabıyla tanınan Nuri Altıntaş hayatını aşçılık yaparak kazanan bir hemşehrimizdi. Mesleği her ne kadar aşçılık ise de asıl ününü Ramazan geceleri kahvehanelerde anlattığı fıkralar ve hikâyelerle yapmıştır. Kendisini hikâye anlatırken dinlemek nasip olmadı; ancak zannediyorum 1972li yıllarda yani bundan yuvarlak hesap kırk yıl kadar önce, o zaman Çarşı Camisi yanında bulunan İskilip İlçe Halk Kütüphanesinde kütüphane müdürü Metin Kalyoncunun yardımıyla kendisi ile görüşmüş ve anlattığı fıkraların ve hikâyelerin bir kısmını teyp kasetine almıştım. Kaset halen sapasağlam olarak arşivimdedir. Morinin anlattığı hikâyeler şahsına ve yöremize özgü olmayıp -kendisinin de bize açıkladığı gibi- bazı kitaplardan alıntı olduğundan ve müstehcenlik içerdiğinden o zaman tamamını kaydetmeğe gerek görmemiştik

Şehrimizin değerli yazarlarından Mustafa Yolcunun Abdulhaluk Çay ile yaptığı bir röportajdan Aşçı Mori ile ilgili bazı önemli bilgileri öğrenmiş bulunuyoruz. Sözü edilen röportajda Abdulhaluk Çay: “İskilipli Aşçı Mori vardı. Aşçı Mori 31 Mart hadisesinin olduğu zamanda İstanbulda askermiş. Bunların birliği 31 Mart ayaklanmasına destek vermemiş. Abdulhamitin hallinden sonra birliklerini Makedonyaya sürmüşler. Aşçı Mori Makedonya lokantalarında, oranın yemeklerinin yapılmasını öğrenmiş. İskilipe döndükten sonra lokantada orada öğrendiği yemekleri yapmış. Ramazanda Demirciler Çarşısındaki Hüsnünün kahvesinde; 30 gün boyu iftardan sahura kadar hikâye, masal, fıkra anlatırdı. Ben de bazı akşamları oraya gider, onu dinlerdim. Aşçı Morinin anlattıklarının banda alınmasını çok istedim. Ama bu gerçekleşmedi.” Demektedir.

Benim fikrime göre, Aşçı Mori sadece aşçılığı değil, edebiyatımızda “ meddahlık” denilen hikâye anlatma sanatını da Rumelide öğrenmiş olmalıdır. Esasen mori kelimesi İç Anadoluda bilinmeyen Trakyada ve Balkanlarda yaygın olarak kullanılan bir kelimedir.

Meddah

Meddahlar halk arasında anlatılan veya kitaplardan okuyarak öğrendikleri masal ve hikâyeleri, hikâyedeki karakterlerin şive ve mimiklerini taklit ederek anlatırlardı. Meddahlar olayları anlatırken seyircilerin kendisini daha iyi görebilmesi için yüksekçe bir yere otururdu. Bir eline mendil diğerine bir değnek alır; mendili anlattığı karakteri canlandırırken değişik kılık ve şekillere girmek için kullanır. Değnekten de seyirciyi susturmak için veya yerine göre at, tüfek süpürge gibi eşyaları canlandırmakta yararlanırdı.

Şehrimizin tanınmış tüccarlarından ve ortaokuldan sınıf arkadaşım olan Mustafa İşler küçüklüğünde Aşçı Morinin hikâyelerini zevkle dinleyenlerden biridir. Geçen yaz kendi işyerinde sohbet ederken olayı şöyle anlatmıştı: “Çorum Caddesinde Puruşuğun Kahvesi olarak tanınmış bir kahve vardı. Ramazan geceleri Aşçı Mori teravih namazından sonra kahveye gelir orada hikâyeler anlatırdı. Kahvenin her taraftan görülecek bir köşesine bir masa, masanın üstüne de bir sandalye konurdu. Aşçı Mori bir elinde peşkir, bir elinde baston, masa üstüne konan sandalyenin üzerinde otururdu. Bastonu masaya tok tok vurarak halkı susturur, sonra hikâyesini anlatmaya başlardı. Her gece kahvehane tıklım tıklım dolar, oturacak sandalye bulmakta sıkıntı çekilirdi.” Demişti.

Mustafa İşlerden dinlediklerimizle, zamanında hikâyeleri dinleme şansını yakalamış diğer kişilerden duyduklarımız, hikâyelerin anlatılış şeklinin tam bir “MEDDAH” tarzı olduğunu

göstermektedir. Sonuç olarak Aşçı Moriye İskilipin bilinen tek ve son meddahıdır hükmünü rahatlıkla verebiliriz.

İster meddahlar tarafından, ister halktan kişiler tarafından anlatılsın; halk edebiyatımızda masal anlatımına başlarken mutlaka bir tekerleme söylenirdi. Bu giriş bölümünden sonra masal anlatan kişi asıl konuyu girerdi. Tekerleme bölümü yörenin coğrafi yapısına ve mahalli konuşma tarzına uygun olurdu. Biz Aşçı Morinin bizzat ağzından duyarak derlediğimiz, yöremize has bir tekerlemeyi – bazı müstehcen bölümleri atlayarak- İskilip basın tarihinde ilk defa ve İskilip ağzıyla yayınlıyoruz.

Aşçı Morinin Masal Anlatmaya Başlarken Söylediği Tekerlemeler

Hak dost, kerim dost; abdallar giyer bir post. Gale garnım olsa, gale gapısı ağzım olsa, Osmancuk koprüsü gaşuğum olsa, Gızılırmag ayranım olsa, maiyetinde olsa Yivlik Gayası gibi bir somun, yareni safa; ne söylüyceg hikâyeci Mustafa. Goy çuvala, daya duvara; önün yara, arhan hıyara demiş.

Furun önüne uğur olsam iki eliminen gavrasam, çalhamıya doğrasam. Maiyetinde olsa yine bi somun.

Gazım gelü gaça gaça, ganadını saça saça, sekseniki gazan kelle paça maiyetinde olsa yine bi somun. Gazımın eti agca, eti kemüğünden pekçe, üç gün oldu gaynaturum, ne gaşuk godug ne de kebce. Bişüremedük vesselam.

Hemen dutdum pirenin beyini, gıçına vurdum dağını, aldım üçyüz ogga yağını, ahbablarımızla helva basıb yimemiz vardur.

Duddum pirenin birisini, gırdım ölüsünü dirisini, çadır gurdum derisini, leşini de Gayseriye basturmaluk için bahşiş çekmem vardur.

Pire gelü patır kütür, bilmem atdur, bilmem gatır, aman ev sahibi baltayı getür, yandım bu pirenin elinden, demiş.

Pire dedükleri bi gara böcüdür, ısuru elimi acutur, bit de onun yanında hacıdur, yareni safa; ne söylüycek Bekri Mısdafa.

Adın ne dedim, Tıngabag dedi; canın ne istiy dedim aggobeg dedi. Evlensene dedim para yog dedi, ölsene dedim ecel yog dedi; merdimeni çıgsam dedim, badal yog dedi; Evün nerde dedim, komürlügde dedi; Ne iyi yerdeymiş peh be dedim.

Duğünde oynaşanın, hamamda gaynaşanın, bayramda bayramlaşanın, yedi iklim dört koşenin, Sivaslı Benli Ayşanın, Mısırlı İbrahim Paşanın; vardım bagdım ezasına cefasına …

Hikâyedir bunun adı, söyledukçe çıhar dadı, Amasyada Kör Gadı, vardım bagdım (samanışıp) duruyor.

Minareyi sogdum belime borudur diye, sevdüceğmin damında gancık eşeği gucagladım garıdur diye. Bi depük vurdu mu sana geridur diye… Anasını satayım Arap Hasanın, deveye gızıb da yare kusenin demiş.

Böyle bir başlangıçtan sonra “Bir varmış, bir yokmuş; Allahın kulu pek çokmuş; çok söylemesi pek günahmış… “ diyerek hikâyenin ana konusuna girilir ve anlatıma devam edilirdi.

Fıkramsı Bir Olay

Aşçı Mori ehlikeyf bir adamdı. İçkili bir lokantada çalışmasından dolayı olsa gerek, alkol ile arası gayet iyiydi. Gece lokantayı kapatıp evine dönerken etrafta yarım kalmış rakı şişesi falan olursa zayi olmasına gönlü razı olmaz beraberinde evine götürürmüş. Evi Büyüktaş Mahallesinde olduğundan. Çoğunlukla yolu üzerindeki Şeyh Yavsu Köprüsünden ve hemen sonra da türbe ve cami önünden geçerek evine ulaşırmış. Eğer yanında rakı şişesi varsa gece yarısı rakı şişesi ile caminin ve türbenin önünden geçmeye -çarpılırım diye- korkar, şişeyi daha köprü üstündeyken çaya atarak evine öyle gidermiş.

Bir gece yine geç bir saatte lokantayı kapatıp çarşıdan evine doğru gidiyormuş. Tam Şeyh Yavsu Köprüsünün üstünde iken karşıdaki camiyi ve türbeyi görmüş; içi ürpermiş; korkudan bacakları titremeye başlamış. Hemen cebinde rulo halinde sarılmış bir paketi rakı şişesi zannıyla çaya fırlatmış. Eve vardığı zaman kapıdan hanımına “Cennet Hatunu” diye seslenerek kapıyı açmasını istemiş. Hanımına sürpriz yapacak, aldığı elbiselik kumaşı verecekmiş. Ancak bütün ceplerini aramasına rağmen paketi bulamamış; rakı şişesi yerine dalgınlıkla rulo halindeki kumaş paketini çaya attığını o zaman fark etmiş. Ertesi gün ayık kafa ile köprü altını araştırınca gece rakı şişesi zannıyla attığı elbiselik kumaşı su kenarındaki kumluk alanda bulmuş.

Aşçı Mori, Rumeli ve Anadolu yemek ve mezelerini yapmayı iyi bilen çok iyi bir aşçı olmasının yanı sıra her yıl ramazan ayı boyunca anlattığı fıkra, hikâye ve masallarla İskilip gecelerini renklendiren usta bir meddahdı. İskilip kültürünün en önemli simalarından biri olan Moriyi saygıyla anıyoruz.

Mürsel SÜME

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Son Yorumlar
Murat kula
Kaç senedir aşağışeyhler köyü mahallelerine asfalt gecek diye kandıriyonuz o kadar kilometrelik taşlı
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"www.iskilipliyiz.com | http://www.iskilipliyiz.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2017 - 2018