www.iskilipliyiz.com

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 550 kez okundu.
Yazının Tarihi :   21 Ocak 2020 - 04:44:21

BAĞÖZÜ (BOĞZÜ) BAĞLARI VE TARİHİ BAĞÖZÜ KÖYÜ

Büyüt
Küçült
BAĞÖZÜ (BOĞZÜ) BAĞLARI VE TARİHİ BAĞÖZÜ

Mursel Sumer

Bağözü İskilipin güney doğu tarafında şehirden yaklaşık üç buçuk kilometre uzaklıkta bulunan uzunca bir vadinin adıdır. Bağözü kelimesi İskilip ağzında zamanla değişmiş yuvarlatılarak Boğzü şekline dönüşmüştür. Vadinin ortasından yazları suyu kesilen Bağözü çayı geçer. Çayın her iki tarafındaki düzlük alanlarda ve yamaçlarda şehrimizin en güzel bağları yer alır. Bölge, bağlarının kalitesi yanında erken ürün vermesiyle de ünlüdür. Mesela, şehre en yakın olan Uludere ve Akçay bölgelerinin kirazı ve üzümü olgunlaşmadan en az iki hafta önce Bağözü bölgesinden kiraz ve üzüm elde edilir. Bu da bölgenin değerini bir kat daha artırmaktadır. Bölgeden erken ürün elde edilmesinin sebebini kuzey tarafının yüksek tepelerle çevrili olmasına, dolayısıyla soğuk kuzey rüzgârlarına kapalı olmasına bağlamaktayız.

Bağözü Çayı

Meydan Çayı ve Akçaydan sonra İskilip civarındaki en büyük çay Bağözü çayıdır. Şiddetli yağmurlardan sonra bu çaydan da diğer iki çay gibi büyük seller gelir ve etraftaki bağlara zarar verir. Selin zararı yanında bir de faydalı yönü vardır. Üst baştaki tepelerden sürükleyerek getirdiği büyük çay taşları eskiden bahçe duvarlarının yapımında kullanılırdı; hâlâ da kullanıldığını sanıyorum. İnşaatlarda kullanılacak zengin taş ocaklarına sahip olmayan şehrimizde sel sularıyla çaylardan gelen taşlar oldukça işe yaramaktadır.

Bağözü çayının getirdiği taşların bir kısmı açık kahverengi ve morumsu bir renktedir. Taş yüzeyinde ve iç kısımlarında daha koyu renkte mercimek büyüklüğünde veya daha küçük benekler bulunur. Bağözü çayı taşı rengi ve benekli özelliği ile diğer taşlardan hemen ayrılır. Granit veya andezit taşı sandığımız bu taşları şehir içinde yapılmış bazı duvarlarda -meselâ Gülbaba mezarlığını çevreleyen duvarın bazı kısımlarında- görmek mümkündür. Granit veya andezit gibi işlenerek katma değeri yükselebilen bu değerli taşların çay yatağına nereden sürüklendiğini bulup işletmeye açmak şehre gelir sağlayacağı gibi işsiz pek çok gencimize de iş imkânı sağlayacaktır. Özel sektör veya belediye, hangisi yaparsa yapsın bu taşlar değerlendirilmelidir. Örnek olarak verecek olursak Ispartada belediyenin işlettiği andezit taşı işleyen bir tesis bulunmaktadır. Burada işlenen taşlar Ispartanın ihtiyacını karşıladığı gibi diğer şehirlere de ihraç edilmektedir. Isparta Belediyesinin yaptığını İskilip Belediyesi neden yapmasın diye düşünüyorum.

Bağözü adı nereden geliyor?

Halk arasında bölgeye Bağözü denmesinin sebebi, o bölgedeki bağların diğer bölgelere göre vasıflarının üstün olması, bağların özü yani en güzel bağların bulunduğu yer olarak bilinmesinden dolayıdır. Ancak, benim kanaatime göre bu görüş doğru değildir. Bana göre ve mantıklı olarak düşünülürse Bağözü bölgesi, ismini vadinin ortasından geçen ve bir zamanlar adına Öz denilen çaydan dolayı almış olmalıdır. Sonraları çay, bağlar arasından geçmesinden dolayı Bağ Özü özel ismini almış, daha sonraları da çevrenin tamamına Bağözü ismi verilmiştir.

Türkçemizde öz kelimesi çay, dere anlamına gelmektedir. Her ne kadar günümüzde İskilip halkı arasında bu kelime kullanılmamakta ise de Anadoluda ve Çorum İli dâhilinde pek çok bölgede hâlâ dere veya çay kelimesi yanında öz kelimesi de kullanılmaktadır. İskilip köylerinden Derinöz ve Kutluözü köyleri de ismini içinden geçen ve adına eskiden öz dedikleri çaylardan almışlardır.

Tarihi belgelerde Bağözü bölgesi:

Tarihte Bağ özü bölgesinin yer aldığı en eski kayıt Anadolu Selçukluları zamanında kurulan bir vakfa ait olup, 1959 yılında Dr. Ahmet Temir tarafından tercüme edilen ve Türk tarih Kurumu tarafından yayınlanan “Kırşehir Emiri Caca Oğlu Nur- El Dinin 1272 tarihli Vakfiyesi” adlı kitapta bulunmaktadır. Kitabın 123. Sayfasında vakfa ait mülkler sıralanırken cümle içinde Bağözü ismi de şöyle geçmektedir: “…Celal adıyla tanınmış olan üzümlüğün tamamı olup, sınırı zimmî İsasosun mülküne, Bağ Özü adı verilen yola, ve Ürürkiye adı verilen toprağa dayanır.”

Bağözü ile ilgili diğer eski kayıtlara Osmanlılar zamanında rastlamaktayız.

H.937/M.1530 tarihli ve 387 numaralı “ Muhasebe-i Vilayet-i Karaman ve Rum Defteri II “ nin Çorumlu Livası bölümünde Bağ-özünün İskilipe bağlı bir köy olduğu bilgisi bulunmaktadır.

Yine Osmanlı arşivlerinde bulunan 1576/77 yılına ait “Defter-i Mufassal-ı Liva-i Çorum” defterinin 392. sayfasında yer alan Kaza-i İskilip bölümünde:

44-“Karye-i Bağ Özü tabi-i Divan-ı Ulu Köy malikâne vakfı” kaydı vardır.

Şeyh Muhiddin Yavsi Vakfiyesinde yer alan Bağözü köyündeki vakıf mülkleri

Cemaziyelevvel/H.906 (M. 1500) tarihli Şeyh Muhiddin İbni Mustafa İmad vakfiyesindeki kayıtlara göre İskilip Bağözü köyünde bulunan vakıf mülkleri şöyledir:

İskilip kasabasına bağlı Bağözü köyünde iki göz su değirmeni.

İskilipe bağlı Bağözü namındaki köy tarafında Kıyas namile anılan yerde Sultan Bayazıd evkafından olan arzda bulunan bağın tamamı.

Ebussuud Efendi Vakfiyesinde yer alan Bağözü köyündeki vakıf mülkleri:

Mevlânâ Ebussuud İmadi ibni Mevlana Şeyh Muhiddin vakfına ait 977 (Miladi:1569/1570) tarihli Arabca vakfiyedeki kayıtlara göre Ebussuud efendi hayır eseri olarak Bağözü köyünde ahşap bir mescid binası ile iki adet çeşmenin su yolunu yaptırmıştır.

Yukardaki belgelerde yazılı kayıtlarda görüldüğü gibi Bağözü bölgesi Anadolu Selçuklularından günümüze kadar ismi değişmeden kalan az sayıdaki bölgelerimizden biridir. Günümüzde sadece bağlık bir alan olan bölgenin 1500 lü yıllarda İskilipe bağlı bir köy olduğu anlaşılıyor. Köyde iki çeşme ve ahşap bir mescid olması da büyükçe bir köy olduğunu göstermektedir. Bağözünde eskiden İmad adlı bir köy var mıydı?

İskiliple ilgili pek çok yayında Bağözü bölgesinde eskiden İmad adlı bir köyün olduğu ve Ebussud Efendinin atalarının bir zamanlar bu köyde oturdukları yazılıdır. Hemşehrimiz Rıfat Arıncı da 1 Kânunsanı 940 (1940) tarihli Çorumlu Mecmuasının 18. Sayısında yazdığı bir makalede; Şeyh Yavsunun babası Mustafanın milâdi 1494 senesi sonlarında şimdiki Bağözü adı ile anılan Direklibel kasabasına yerleştiğini, evlerinin yerinde bugün Sıracettin mahallesinden Kartal oğlu müteveffa Mustafa Efendinin bağının bulunduğunu yazar. Aynı yazının başka bir paragrafında ise: “ Direklibel her nasılsa Arap tesirinde kalarak bir zamanlar (İmad) adını da almıştır Bundan dolayıdır ki, bu zatın (Mustafa İmadî) adı ile anıldığını görüyoruz.” Demektedir.

Kanaatimizce,- Ebussuud Efendinin atalarına İmadîler denmesinden dolayı olsa gerek- Bağözü bölgesinde eskiden İmad adlı bir köy olduğunu yazanlar yanılgı içindedirler. Biz ne incelediğimiz vakfiyelerde, ne Osmanlı arşiv belgelerinde, ne de günümüzdeki İskilip İlçesi sınırları içinde İmad adlı köye rastladık. Aynı şekilde Bağözünün bulunduğu yerde olduğu söylenen Direklibel kasabasının adına da hiçbir belgede rastlamış değiliz. Şeyh Yavsu sülalesine İmadiler denmesinin sebebini oturdukları köy ve kasabalar yerine daha başka taraflarda aramanın doğru olacağı kanısındayız.

Adı nereden gelirse gelsin İskilipin en güzel bağlarının bulunduğu Bağözü bölgesi tarihiyle, bereketli topraklarıyla Selçuklulardan bu yana önemini korumuş İskilipin en değerli bölgelerinden biridir.

Mürsel SÜMER

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Son Yorumlar
dursun filiz
sizinle çalışmak isteterim
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"www.iskilipliyiz.com | http://www.iskilipliyiz.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2019 - 2020