üst reklam yufkacı
Sol dikey reklam

www.iskilipliyiz.com

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 471 kez okundu.
Yazının Tarihi :   16 Mayıs 2018 - 02:17:18

GÜLBABA

Büyüt
Küçült

Mursel Sumer

Gülbaba Mezarlığı İskilipin kuzeyinde, Yazıkıran Tepesinin Meydan Çayına bakan eteklerinde, Çavuş Mahallesinin kuzeyinde yer alır. Sınırları Çatlak Dere Sokağının yakınlarından başlayarak Kaledibi Mahallesine kadar uzanır. İskilipin en eski ve en ünlü mezarlığıdır. Mezarlık bu ününü içinde türbesi bulunan “Gülbaba” adlı ermiş kişiden almaktadır. Halk onun keramet sahibi bir kişi olduğuna inanır; mezarı sık sık ziyaret edilir; fatihalar okunur; dualar edilir.

İskilipte yatan Gülbaba ile ilgili fazla bir bilgimiz yoktur. Ancak, Gülbaba isminin Türk tasavvuf tarihinde önemli bir yeri vardır. Osmanlının hâkim olduğu geniş coğrafya alanının pek çok yerinde türbesi, makamı, mezarı ve tekkesi bulunmaktadır. Bazıları bütün Gülbabaların aynı kişi olduğunu bazıları değişik kişiler olduklarını ifade eder.

Biz İskilipli Gülbaba hakkında bulduğumuz bazı bilgi kırıntılarını değerlendirmeden önce Osmanlılar devrinde yaşamış Gülbaba adlı bazı kişiler hakkında bilgi vermek istiyoruz.

 

Macaristandaki Gülbaba

 

Osmanlı Devletinin hüküm sürdüğü topraklar içinde Gülbabanın türbesi ve mezarı olduğu iddia edilen pek çok yer vardır. Bunlar içinde en çok tanınmış olanı şu anda Macaristan toprakları içinde bulunan Gülbaba Türbesidir. Bazı kaynaklarda asıl adının Cafer olduğu ve Merzifonlu olduğu yazılıdır. Ünlü bir bektaşi dervişidir. Tarikat şeyhliği yanında Fatih Sultan Mehmet devrinden Kanuni devrine kadar bir çok savaşlara katılmış, Budinin fethinde şehit olmuş ve oraya defnedilmiştir. Ölüm tarihinin 1541 olduğu tesbit edilmiştir. Doğum tarihi ise belli değildir. Cenaze namazını Ebussuud Efendinin kıldırdığı, Kanuni Sultan Süleymanın da cenaze namazı kılanlar arasında olduğu bilinmektedir.

Gülbaba isminin nereden geldiği hakkında ise birkaç rivayete rastlanmaktadır. Bir rivayete göre, savaşlarda başında daima bir gül taşıdığı için bu ismi almıştır. Yine buna yakın bir rivayette de gülü çok sevdiği için böyle anıldığı bildirilmiş, bu yüzden de şimdi bile Gülbaba Tekkesinin bulunduğu yerin “Gül Tepesi” diye anıldığı görüşüne yer verilmiştir. Anadolu tasavvuf geleneğinin Yesevî kolunun bir özelliği olarak tıpkı Koyun Baba, Çoban Baba gibi Gülbaba da gül yetiştirmesi ile tanınmıştır.

Budapeştede bulunan türbesi, 1543-48 yılları arasında Budin Beylerbeyi Yahya Paşazâde tarafından yaptırılmıştır. Bu türbe Török (Türk) Caddesi yukarısında, şimdiki Gülbaba türbesinin bulunduğu Gültepesinin doğu yamacında olup altmış dervişi barındıracak imkânlara sahipti.

Bu tekkenin, Bektaşî tarikatı kaidelerini uyguladığını, ordu ve devletle ilgisi bulunduğunu Evliya Çelebi ve Peçevi yazmaktadır. Ayrıca tekkenin diğer tekkelerde olduğu gibi yeniçerilerle de sıkı ilişkisi olduğu bazı rivayetlerden anlaşılmaktadır. Barış zamanlarında dervişler ibadet, tarla işleri ve tekke işleriyle uğraşırken, savaş zamanlarında yeniçerilerle savaşa katılır ve onların manevi güçlerini artırmaya çalışırlardı.

Gülbaba Türbesi, burada yaşayan Türklerin dinî bir merkezi durumundaydı. İbadet zamanları ve bayramlarda Müslümanlar burada toplanırlardı. Gülbaba, onları birleştiren ve bütünleştiren manevi bir şahsiyet olmuştur.(1)

Macaristandaki Gülbaba Türbesi Avrupada Türkiye Cumhuriyeti tarafından restore edilen ilk mimarî yapı olması bakımından da ayrıca önemlidir.

İstanbullu İki Gülbaba

“Gülbaba adında birden fazla kişinin olduğu ve bunların birbirine karıştırıldığı da yine kaynaklardan anlaşılmaktadır. Fatih Sultan Mehmet devrinde yaşayan aynı isimli şahısla Kanuni devrinde yaşayan kişi birbirine karıştırılmış ve birinin menkıbeleri ötekine mal edilmiştir. Bu iki şahısla Budinde şehit olan Gülbaba karıştırılmamalıdır. Öte yandan yine II. Beyazıt devrinde İstanbulda yaşamış diğer bir Gülbaba olduğunu ve Galatasaraydaki Enderun Mektebinin bu kişinin tavsiyesi ile kurulduğunu da kaydetmek gerekir.”(2)

 

Türkiyedeki Diğer Gülbabalar

 

Yukarda adı geçen Gülbabalar dışında İskilip ile birlikte daha pek çok yerde Gülbaba Türbesi (kabiri, mevki) olarak bilinen ziyaret yerleri mevcuttur. Bu Gülbabalar hakkında pek fazla şey bilinmemekle birlikte hemen hemen hepsi yörelerinde bulunan Gülbaba adlı ziyaret yerinin Macaristandaki Gülbaba olduğu iddiasındadırlar. İnternetten bulduğumuz bu yerlerden İskilipli Gülbaba dışındakilerin sadece isimlerini vermekle yetineceğiz. Bunları şöyle sıralıyabiliriz:

Sivaslı Gülbaba, Hayrabolulu Gülbaba, Malkaralı Gülbaba, Kırklarelili Gülbaba, Kofçazlı Gülbaba, Babaeskili Gülbaba, Edirneli Gülbaba, Ispartalı Gülbaba, Kilisli Gülbaba, İzmirli Gülbaba, Kayserili Gülbaba,Erzurumlu Gülbaba, Bursalı Gülbaba, Niğdeli (Güllüceli) Gülbaba, Merzifonlu Gülbaba ve İskilipli Gülbaba.

 

Bektaşilik ve Gül Simgesi

 

Tarikatlarda ve Bektaşi itikatında gül bir sembol olarak bambaşka bir öneme sahiptir. Gül aşkın simgesidir. Tasavvuf ehli Hz Peygambere olan bağlılıklarını ve sevgilerini gül ile özdeşleştirmişlerdir. Bu yüzden tarikat pirlerinin ve dervişlerinin giydikleri taç denen takkelerde gül sembolü bulunur. Mevleviler ve Bektaşiler üzerlerine giydikleri hırkaya “Deste Gül” adını verirler.

Gül aynı zamanda şeyh tarafından dervişlerine verilen bir isim de olabilmekte ve onlara zaman zaman güllerim diye hitap edebilmektedir.

Abdal Musa menkıbelerinin birinde dervişler şeyhlerine: “Canım Sultan, tekkenin önü çamurdur. Gelenler zahmet çekiyor. Himmetinizle bir kaldırım etseniz.”Derler. Abdal Musa “Nola güllerim” deyip Tanrıya dua eder ve bir gecede toprak yol Allahın izniyle kaldırıma dönüşür. Buradan da anlaşıldığı gibi “gül” aynı zamanda dervişlere verilen bir ad da olabilmektedir.

 

İskilipli Gülbaba

 

İskilipli Gülbaba, adını kendi isminden alan “Gülbaba Mezarlığı”nda yatmaktadır. Abdal Musa Sultan ile ilgili yayınları incelerken Antalya-Fethiye arasında yaylalarda söylenen bir türkü dikkatimi çekmişti. Abdal Musanın bir geyikle söyleşisini anlatan bu türkünün son kıtası şöyleydi.

İskilipine ereyim

Gonca güller dereyim

Beriye geliver geyik

Ben yavrunu vereyim

 

Abdal Musanın tekkesi Antalya İli, Elmalı İlçesi, Tekke Köyündedir. İskilip ise coğrafî alan olarak İç Anadolu Bölgesinde olmakla beraber Karadeniz Bölgesine yakın bir yerdedir. Aralarında yüzlerce kilometre uzaklık bulunan, üstelik herhangi bir önemli yol üzerinde bulunmayan bu iki yer arasında ne gibi bir bağlantı olabilir? Sadece gül toplamak için böylesine uzun bir yola gidilir mi? Gidilmezse söyleşide asıl anlatılmak istenen nedir?

Kanımızca söyleşide geçen “gonca güller” in anlamı gerçek manada gül olmayıp mecazi anlamda “genç dervişler” demek olmalıdır. O zaman cümleden: “ İskilipe varayım/ Genç dervişler derleyeyim” anlamını çıkartabiliriz. Bir Bektaşi ereni olan Abdal Musa bundan 680 yıl kadar önce yaşamıştır. Orhan Gazi ile birlikte 1326 tarihinde Bursanın fethine katıldığı rivayet edilir. O tarihlerde şehrimizde herhangi bir Bektaşi tekkesinin olup olmadığı bilinmemektedir. Ancak kendisi hakkında hiçbir şey bilmediğimiz İskilipte yatan Gülbabanın da isminden de anlaşılacağı üzere bir Bektaşi babası, bir Bektaşi piri olduğu kesindir.

Yüzlerce yıldır ismi İskilipte tarihî bir mezarlığa ad olmuş Gülbabanın mutlaka bir tekkesi olması gerekir. Biz bu tekkenin mezarlık civarında bir yerde iken zamanla yıkılarak kaybolduğu kanısındayız ve zamanında Elmalıdaki Abdal Musa tekkesiyle sıkı bir bağlantı içinde olduklarını sanıyoruz.

Kanaatimizce İskilipli Gülbaba Anadolu Selçuklularının son zamanlarında İskilipte yaşamış olan bir Bektaşi piridir. Büyük bir ihtimalle Türkistandan Anadoluya gelen Horasan erenlerindendir. Hacı Bektaş-ı Velî ile çağdaş olması muhtemeldir. Bu da İskilipte yatan Gülbabanın Anadolunun ilk

bilinen Gülbabası olduğu anlamına gelir. Abdal Musadan daha önce yaşadığını, vefatından sonra tekkesinin Abdal Musa zamanına kadar aynı adla derviş yetiştirmeye devam ettiğini düşünüyoruz.

Kendisi hakkında yukarda yazılı bilgiler dışında herhangi bir kaynak olmamakla birlikte İskilipte Selçuklulardan kaldığını değerlendirdiğimiz büyük ve eski bir mezarlığın onun adını taşıması ve aynı mezarlıkta türbesinin olması onun yaşadığı zamanda şehrimiz üzerinde etkisi büyük olan ulu bir kişi olduğu düşündürmektedir.

 

NOTLAR :

(1) Bu bölüm, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araş. Merk. Uzmanı Hacı Yılmazın “Eyzname-i Misali Gülbaba” adlı İnternette yayınlanan makalesinden kısaltılarak alınmıştır.

(2) Hacı Yılmaz, aynı makale.

 

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Son Yorumlar
Hüseyin GÖRGÜLÜ.
Basta hocaları,idarecileri olmak üzere minik gurescilerimizi kutluyor,başarılarını Türkiye sampiyonasindada süreceğine yürekten inaniyorum
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"www.iskilipliyiz.com | http://www.iskilipliyiz.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2017 - 2018