www.iskilipliyiz.com

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 818 kez okundu.
Yazının Tarihi :   17 Nisan 2019 - 13:34:46

İNSAN YETİŞTİRMEK

Büyüt
Küçült
İNSAN

Hasan Ali KALAYOĞLU

Söze, bir soruyla başlayalım: 

Günümüzde uygulanan eğitim sistemi içinde büyüyen gençlerimizin, geleceğimizi güvenle emanet edeceğimiz insanlar olarak yetişeceğine inanıyor muyuz? 

Tarafsız bir değerlendirme yaptığımızda, bu soruya büyük çoğunluğun kocaman bir “hayır” diyeceğinden hiç kuşkum yok. Görünen köy kılavuz istemez. Eğitim sisteminin yerlerde süründüğü açık ve seçik ortada duruyor. Ayrıca da bu durum iktidar ya da muhalefet yanlısı hemen her siyasi görüşten kişilerce de kabul görüyor.

Peki ama neden böyle? Sorunun doğru yanıtını bulmak amacıyla konuyu biraz açalım. İyi bir eğitim sürecinin sacayağı gibi üç bacağı vardır; aile, okul ve öğretmen. Bu bacakların hem kaliteli olması, hem de birbirleriyle uyum içinde çalışması gerekir. Aksi halde eğitimden istenilen sonuç alınamaz. Günümüzdeki sorun da zaten bu.

Şimdi de bunlara kısa bir bakış atalım ve önce ailelerden başlayalım. “Ben, kendi çocukluğumu yaşayamadım, bari çocuğum yaşasın.” zihniyetinin egemen olduğu günümüz aile yapısında yetişen çocuğun iyi bir eğitim alması mümkün değildir. “Lak” deyince et, luk deyince su” özdeyişinde olduğu gibi her dediği yapılan, “dur”, “yeter”, “hayır” ve “olmaz” gibi sözcükleri hiç duymadan büyüyen çocuk ne proje yapabilir, ne de üretim. Hiçbir sorumluluk verilmeyen, kazık kadar gençlerin bile annelerinin elinden tutarak okula gittiği, ödevlerinin bile anne-babalar tarafından yapıldığı bir çocuktan büyüdüğünde ne beklenilebilir ki! En önemlisi de geleceğimizi emanet edebileceğimiz insan asla bu olamaz.

Okula gelince; şöyle oturup kendi öğrencilik yıllarımızdaki okulun kalitesiyle, şimdikini kıyaslayalım; ne söylemek istediğim hemen anlaşılır. İçi boşaltılmış bir müfredat ve siyasilerin oyuncağı haline gelmiş bir sistemle iyi bir eğitim yapılabilir mi? LGS ve ÖSS konusunu hiç açmasam daha iyi. Bir soru: Bu yıl liselere yerleştirmelerin nasıl yapılacağını Milli Eğitim Bakanı dâhil bileniniz var mı? 

Öğretmen yetiştirme ve verimli çalışmasını sağlama konusunu hiç deşmesem daha iyi diye düşünüyorum. Ne doğru düzgün öğretmen yetiştirebiliyoruz, ne de yetişene sahip çıkıp verimli çalıştırabiliyoruz. Oysa işin temeli burada. Çünkü iyi bir öğretmen tüm olumsuzluklara göğüs gererek eğitimi kaliteli hale getirip geleceğimizi emanet edebileceğimiz iyi insanlar yetiştirebilir; tabii devlet ve anne-baba olarak önünü kesip pasifize haline getirmek yerine destek verip arkasında durabilirsek. 

İşte tam da burada yaşanmış bir öyküyü sizlerle paylaşmak istiyorum. Sanırım ne söylemek istediğim daha kolay anlaşılacak. Haydi, hep birlikte okuyalım:

“Rus-Japon savaşının meşhur komutanlarından Amiral Togo, kanlı savaş sonrası ülkesine döndüğünde, bir kahramana yakışır şekilde karşılanmış. Tüm ülke yönetiminin katıldığı karşılama sonrasında, Amiral Togonun şerefine verilen yemek programının ardından Başbakan ayağa kalkmış ve;

-“Sayın Amiralim! Sizin bu ülke için yapmış olduğunuz kahramanlıkları, savaş meydanlarındaki emeğinizi bu topraklarda yaşayan hiç kimse unutmayacak. Millet olarak size çok şey borçluyuz. Kanlı savaş meydanlarında göstermiş olduğunuz fedakârlıkların karşılığını size ödememiz mümkün değil. Su andan itibaren isterseniz emekli olup aileniz ve sevdiklerinizle birlikte, kalan zamanınızı değerlendirin. İsterseniz kaymakamlık, valilik, milletvekilliği, bakanlık veya herhangi bir mevkide talip olacağınız her kapıyı size açmaya hazırız’’ demiş. 

Başbakan konuşmasını bitirince herkes Amiral Togoya yönelmiş.

Oturduğu yerden ayağa kalkan Amiral, tüm misafirleri süzdükten sonra ağır ağır konuşmaya başlamış. 

-“Sayın Başbakanım, sevgili konuklar! Tarafıma göstermiş olduğunuz ilgi için hepinize teşekkür ediyorum. Evet, çok yoğun ve yorucu savaş meydanlarında askerlerimle beraber büyük zaferler elde etmiş olmanın mutluluğunu ben de yaşıyorum. Bana layık gördüğünüz tüm makam ve mevkiler için hepinize teşekkür ediyorum. Ancak ben bu makamların hiç birisine talip olmayacağım. O kanlı savaş meydanlarında fark ettiğim bir gerçek var. Hiçbir savaş ‘İnsan yetiştirme savaşından daha önemli değil. Meydanlardaki savaşları kazanmak isteyen milletler, önce ‘İnsan yetiştirme savaşını kazanmak zorundalar. İnsan yetiştirme savaşının komutanları ise ‘öğretmenlerdir.

‘Bana bir ödül vermek istiyorsanız, beni ülkemin herhangi bir köşesinde, herhangi bir okuluna öğretmen olarak görevlendirin. Ömrümün kalan yıllarını o şekilde geçirmek, benim sizden tek isteğim olacak.’

Fazla söze gerek var mı?

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Son Yorumlar
misafir
bu değirmenin özelliği ne.türbe yapalımda gelen giden kaymakamlar başkanlar yapmış olduğu dairelerini
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"www.iskilipliyiz.com | http://www.iskilipliyiz.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2018 - 2019