ustbanner rsg

www.iskilipliyiz.com

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 1835 kez okundu.
Yazının Tarihi :   09 Şubat 2018 - 12:52:11

İskilip Kalesi

Büyüt
Küçült
İskilip

Mursel Sumer

İSKİLİP KALESİ

Efsanelerde adı Zengibar Kalesi olarak geçen İskilip Kalesi, yaklaşık yüz metre yüksekliğinde beyazımsı yekpare bir kaya üzerine kurulmuştur. Kalenin oturduğu kayanın üç cephesi insanoğlunun tırmanamayacağı kadar sarp ve diktir. Uzaktan bakınca bir kartal yuvasını andıran kaleye sadece eğimi biraz daha az olan batı tarafından ulaşılır. Kalenin tek giriş kapısı da buradadır. Kapının hemen bitişiğinde devasa bir burç yükselir. Kaleyi zaptetmek isteyen düşman güçlerine karşı kale kapısını savunmak amacıyla yapıldığı anlaşılan bu heybetli burç, kim bilir nice düşman ordularını korkutmuş, nice düşman ordularının kale kapısına yaklaşmasını önlemiştir.

Kale duvarlarının çevirdiği alan fazla büyük olmayıp şu anda otuz kadar ahşap evin bulunduğu küçük bir mahalle gibidir. Sur içinde kalan bu kısım zamanında askerî bir üs olarak kullanıldığı gibi savaş anında aşağılarda şehir merkezinin bulunduğu yerde yaşayan halkın savaş anında sığınacağı bir yer olarak da kullanılmış olmalıdır. Asıl şehrin, kale eteklerinde olduğu, kale dibindeki kaya mezarlarından ve mezarların önündeki düz alana yapılmış tarihi hamamlardan anlaşılmaktadır.

Surların çevirdiği iç alanda kuyu gibi derin bir oyuk bulunmaktaydı. Zamanında sarnıç olarak kullanıldığını sandığımız bu oyuk sonradan doldurulmuştur. Kalenin kuzey doğu tarafında Kaleden Akçaya doğru inen ve adına "Kırk Badal" denilen kayanın oyulmasıyla yapılmış bir merdiven vardı. Ortaokul öğrencisi iken bir grup arkadaşla birlikte o merdivenleri kullanarak kaleye tırmandığımızı hiç unutmuyorum. Sonraki yıllarda sanki taş ocağı imiş gibi tarihi kaya "Dede" lakaplı bir müteahhid tarafından kırılmaya başlanmış ve bu arada tarihi "Kırk Badal" da uçup gitmişti. Gerekli yerlere şikâyetimiz sonucu kırma işi durdurulmuşsa da artık olan olmuş bir tarih böylece yok olmuştu.

İskilip Kalesinin Hititler döneminde yapıldığı şeklinde görüşler varsa da herhangi bir kitabe ve yazılı kaynak bulunmadığından kalenin ilk yapıldığı tarihle ilgili kesin bir bilgimiz yoktur. Ancak, o tarihlerde Hititlerin kuzeyinde bulunan topraklarda düşmanları olan Kaşgalar yaşıyordu. Kaşgalar zaman zaman Hitit şehirlerine baskınlar yapıyor, onlara büyük mal ve can kaybı yaşatıyordu. Hititler azılı düşmanları olan Kaşgalardan korunabilmek için Kaşga sınırı boyunca pek çok kale yapmışlardır. Kastamonu ve çevresinde de güçlü bir Kaşga boyu yaşamaktaydı. Buradan Hitit başşehri olan Hattuşaşa giden en kestirme yol ise İskilipten geçmekteydi. Bu yüzden o devirde Kaşga akınlarını durdurmak amacıyla yapılan Hitit kaleleri arasında İskilip Kalesinin de olması kuvvetle muhtemeldir.

Kalenin oturduğu yekpare kayanın dibinde yerden 4 metre kadar yüksekte kaya içine oyulmuş her biri birer çocuk odası büyüklüğünde üç adet kaya mezarı bulunmaktadır. İskiliplerin mağara adını verdikleri bu mezarlar zamanında buralara hükmetmiş kralların mezarı olup Paflagonya dönemine ait oldukları görüşü hâkimdir. Bu yüzden İskilip Kalesinin Hititlerden sonra Paflagonyalılarca da kullanıldığı kanısındayız.

Kalenin kuzeybatı kısmında Derekarkın köyü tarafına bakan cephede, surların 30 metre kadar aşağısında kaya içine doğru derinleşerek giden büyük bir çukur bulunmaktadır. İnsan yapısı bu büyük çukurun Hititler döneminde veya sonraları ne amaçla yapıldığı ve ne için kullanıldığı bilinmemektedir; ancak Cumhuriyet döneminde İskilipte henüz elektrik ve buzdolabı yokken belediye tarafından kışın karla doldurulduğu, yaz gelince buradan çıkarılan karların çeşitli şekilde değerlendirildiği

o günleri yaşayan kişiler tarafından hâlâ anlatılmaktadır.

Kale ile ilgili yazılı kaynaklardan en detaylı olanlarından biri Evliya Çelebin Seyahatnamesidir. Zuhuri Danışman tarafından Türkçeleştirilen kitabın 5. Cilt, 128. Sayfasında şöyle yazmaktadır: “İskilip kalesi Selçuklulardan Sultan Alâuddin fethidir. Sonra 817(1414) senesinde Türk şerirlerin elinden, Çelebi Sultan Mehmet Hazretleri zaptetmiştir. Çünkü bu havali eşkıyası bilinen Timur vakasında hep isyan edip Timur tarafına katılmışlar ve sonra nice memleketleri ve kaleleri zapteylemişlerse de sonra Çelebi Sultan Mehmet Han hepsini zaptetmiştir. Sonra Süleyman Han yazması üzere Sivas eyaletinde ve Çorum toprağında İstanbuldaki şeyhülislamlara hass-ı hümâyun tayin olunmuştur. Mahsulleri hep şeyhülislâmlara ulaşır. Yüzelli akçalık şerif kazadır. Sipahi kethüda yeri, yeniçeri serdarı, şehir su-başısı, şehir kethüdası vardır.

İskilip Kalesi şehirleri: Göğe ulaşmış bir yüksek dağın tepesinde burç dışları traşlı taş ile binâ edilmiş altıyüzlü bir kaledir.”

Fügen İlterin “Bir Anadolu Kenti İskilip” adlı kitabında gezgin Ainswort dan alınan paragrafta: “…İskilip tepelerinin eteklerine varana değin bataklık va çayırlık arazide epey yol aldık. Burada bayırları bağlarla kaplı küçük bir vadiye girdik. Kıvrılarak uzayan bir yoldan insanların oturduğunu kanıtlayan bakımlı ağaçların, fundalıkların, zengin bahçelerin bulunduğu bir yere geldiğimizde, bir dönemeci geçince bir kent ve bir kale görüş alanımız içinde karşımıza dikildi. Kale çıplak görünümlü bir kaya üzerine kurulmuştur. Önünde koni biçiminde, düz ve kaygan yüzeyli bir tepe bulunuyordu. Aşağıda sayısız minare ve vadinin derinliklerinden tepelerin yamaçlarına kadar varan evler, kalenin çevresinde göz alabildiğine uzanmaktaydı… Çağımızda, daha önce Blucium adıyla anılan eski İskilip kentini görmeye gelen ilk Avrupalılar olduğumuzu belirtmekle sanırım yanılgıya düşmüyorum.”

…” Kalenin eteğinde bazı özel bahçelerde genellikle görülenlere kıyasla daha etkileyici ve güzel olan birkaç mağara-mezar gezdik. Bunlardan özellikle ikisi çok uyumlu sütun oranlarıyla fakat belirsiz sütun düzeniyle ilgimizi çekti. Yontu bezemelerinin birçok yeri kırılmış bu kaya mezarlarda, kabartmalardan (bas relief) birinde, birbirine uzanmış iki melek görülüyor. Meleklerden birinin elinde bir kupa, ötekinin elinde de bir dal bulunuyor. Kale düzensiz bir biçim göstermekte, çok bozulmuş, yer yer yıkılmış eski bir yapıydı. Değişik köşelerinde, bazı kulelerinden kalıntılar hâlâ görülebiliyor. Giriş kısmı ve duvarlarının büyük bir kısmı yakın zamanlı onarımları yansıtıyor. Onarımlar elli yıl öncesine iniyor. Kalenin içinde otuz kadar ev var. Bazılarını ölçmek isterken kadınların olumsuz tepkisiyle karşılaştık. Belki de orasını büyük bir harem kabul ediyorlardı.”

Saint Martin ise kale ile ilgili olarak: “…İskilip, Çorumun batısında ve bir gün uzaklıktadır. Üzerinde şato olan bir kalesi vardır.” Demek suretiyle ilk defa kale üzerinde bulunan (saray veya askeri bir tesis) bir yapıdan söz etmektedir.

Yukarda sözü edilenler dışında daha pek çok gezgin İskilipe gelmiş ve yazdıkları kitaplarda şehrimizden bahsetmişlerdir. Biz bunlardan sadece birkaç tanesine ve özellikle yazılarının kale ile ilgili bölümlerine yer verdik.

İskilip Kalesi tarihî değeri dışında üzerinde oturduğu yekpare kaya ile de bir başka güzeldir.

Şehrin göbeğinden mantar gibi yüz metre kadar yüksekliğe çıkmış bu yalçın kaya, beyazımsı kreme kaçan rengiyle çevresindeki kayalardan ve tepelerden ayrılır. Zaten İskilip doğasının özelliğidir bu. Jeolojik oluşum olarak; Kale kayası farklı, Yivlik kayası farklı, Koçkayası farklı, Erenler tepesi farklı, Çağıl tepesi farklı yapıdadır. Bu kadar dar bir alanda bu kadar çeşitli jeolojik yapının bu muhteşem güzellikleri oluşturmasına yeryüzünde pek fazla rastlanmaz sanıyorum.

Şehrimizin hem tarihî açıdan değerli bir unsuru, hem de doğa harikası coğrafyasının en önemli parçalarından biri olması nedeniyle kalemizi dünüyle bugünüyle tanımak ve onu korumak her İskiliplinin görevi olmalıdır.

 

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Son Yorumlar
Mustafa Gençtürk
Burası için 2 kez başkanı ziyaret ettim. Sayısız yere başvurdum. Ama nafile. Akpartiliyim.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"www.iskilipliyiz.com | http://www.iskilipliyiz.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2017 - 2018