www.iskilipliyiz.com

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 714 kez okundu.
Yazının Tarihi :   01 Ekim 2019 - 11:52:00

JAPON AHLÂKI

Büyüt
Küçült
JAPON

Hasan Ali KALAYOĞLU

Japon AhlÂkı

 

Japonlar, dünyayı şaşırtmaya devam ediyor. Özellikle ilahî dinlere mensup dünyalılar, Japonların hiçbir ilahî dine inanmadıkları halde nasıl bu kadar ahlâklı olduklarına akıl erdiremiyorlar.

 Ahlâk anlayışı, kültürlere ve toplumlara göre farklılık gösteriyor. Örneğin ülkemizde sokakta öpüşen bir çift ahlâk kavramını temelinden sarsan bir görüntü olarak algılanırken, aynı anda sokağın diğer tarafında gelip geçen kızlara laf atan gençlere “gençlik işte” bahanesiyle daha bir hoşgörülü bakılabiliyor. Ya da ne bileyim, karısını döven birinin yaptığına “o da kim bilir neler yapmıştır, durup dururken niye dövsün ki!” mantığıyla yaklaşılabiliyor. Ayrıca da “şimdi beni şahit yazarlar” düşüncesiyle yolunu değiştirip görmezden gelerek bunu ahlâklı bir insan davranışı içinde değerlendirebiliyoruz. O yüzden de bizimki gibi ülkelerde sevişmek, adam öldürmekten daha ayıp sayılıyor.

 Japonyadaki Tsunami sonrasında CNN yayınında süpermarketten tek bir tane ekmek alıp çıkan yaşlı bir kadın izlemiştim. Muhabirin “Niçin sadece bir ekmek aldınız, yarın bulamayabilirsiniz?” sorusuna verdiği yanıtı hiç ama hiç unutamıyorum: “Herkes benim gibi günlük ihtiyacı kadar alırsa burada yarın da ekmek bulunur.” Unutamadığım bir de bizden ve bizzat şahit olduğum anım var: 1999 depreminde Boluda ekmek dağıtımı sırasında görevlinin kadına “Bacım, sabah 15, öğleyin 10 ekmek aldın, şimdi 15 daha istiyorsun. Ne yapıyorsun bu kadar ekmeği?” sorusuna ekmek kuyruğunun arkalarından gelen bir kadın sesi yanıt vermişti: “Ne yapacak, bedava ekmeği buldu, ineklerine yediriyor!” Gene Boluda şikâyet üzerine aranan bir evde Kızılayın dağıttıklarını istifleyip 186 battaniye ile yakalanan adamın yanıtı ise daha ilginçti:” Yeni bir deprem daha olursa o zaman dağıtmak için toplamıştım.”

 Ayrıca, bu tür afetlerde Japonların bir davranışlarını daha beğenirim: Felakette ölen insanların cesetlerini naklen yayın araçları ile yayınlayıp, gösterişli olsun diye devlet büyüklerinin katıldıkları cenaze törenleri düzenlemezler. Sadelikle, samimiyetle ve en önemlisi saygı ile defnederler. Bizde ise kolu ya da bacağı kopmuş, hatta bileziğini çalmak için kolu kesilmiş cesetlerin görüntüleri yayınlanır. Gerekçe ise dünyayı acındırıp daha çok yardım dilenmektir.

 Japonların ilahî bir dini inançları ve din kitapları yok. “Japonların dini “Şintoizm”dir ve peygamberleri yoktur. Ayrıca, cennet ya da cehennem kavramları da yok. Ama yaşantılarına ve davranışlarına baktığınızda, Kuran-ı Kerimin ahlâk anlayışıyla birebir örtüşüyor yani bizim yapmamız gerekeni yapıp Kuran-ı Kerimi yaşatıyorlar. O zaman sorun bizde.

 Şimdi birileri benim bu sözüme karşı çıkıp Hz. Muhammedin ‘Din güzel ahlâktır. sözünü hatırlatacaklar. Tabii ki doğrudur, tabii ki gerçek din güzel ahlâktır ama bugün tüm İslam coğrafyasında yaşadıklarımızı nasıl açıklayacağız? 1.5 milyar İslam coğrafyasında toplumsal ahlâkın boyutu nedir? Duyarlılık, paylaşımcılık, hassasiyet nerededir? Terör neden en çok İslam coğrafyasında yaygındır? Ya “elhamdülillah Müslümanım” diyenler aslında Müslüman değil, ya da Müslümanlığı yanlış öğrenip, yanlış bilip, yanlış yaşıyoruz. Kimse suçu sağda solda başka ülkeler ya da dinlerde aramasın, asıl bozuk olan biziz.

 Bunu sorguladığınızda ilk yapılacak eylem sizi “din düşmanı” olarak suçlamaktır. Ama nedense hiç kimse inandığı dinin ve hatta bütün dinlerin ilk öğretisinin ahlâk, hoşgörü ve paylaşımcılık olması gerekirken, neden böyle olmadığını düşünmez. Kendisini asla eleştirmez. “Ahlâk konusunda en çok ahkâm kesenler, en ahlâksız olanlardır” kuramı da kendini böyle doğruluyor. Bu tür insanların ahlâk anlayışları, diğerlerinin özel yaşamını irdelemekten ibarettir. Başkalarına namus bekçiliği yapan zatlar, dul kadınları en çok rahatsız eden ya da kimsenin görmeyeceğinden emin olduğu anda ahlâksız filmler izleyen tiplerdir.

 Gelelim yeniden Japonların ahlâk öğretisine;

 Japon ahlâkının temeli, günah ve günah anlayışından kaynaklanan korkuya değil, çevreden utanma duygusuna dayanır. Yani onlar için en büyük suç toplum tarafından ayıplanmaktır ve diğer insanların gözündeki imajı temel alır. Bunun için “harakiri” denilen bir intihar yöntemini yaşam felsefesi yapmışlar ve uygulayanlara da saygı duymuşlardır. Japon devlet adamı, işini layıkıyla yapamadığında, yüz kızartıcı suçla itham edildiğinde, kendisi görevdeyken birimine bağlı bir yerde bir işçi kaza eseri öldüğünde acı içinde intihar ediyor; çünkü utanıyor. Bizde ise Çorlu yakınlarındaki tren kazasında 24 vatandaşın yaşamını yitirdiği, 341 kişinin yaralandığı olayın suçlusu yağışın fazlalığı oluyor; yani suçlu –hâşâ- Allah oluyor. Bunların hepsi Müslüman olduğunu söyleyen(sorgulamak bize düşmez) insanlar tarafından yapılıyor ve toplum da gayet doğal karşılıyor. Kusura bakmasınlar ama bu insanlar belki Müslümanlar ama aynı zamanda da ahlâksızlar. “Peki ama bu ikisi bir arada nasıl oluyor?” diye bana sormayın; fetvacılar elbet bir açık tarafını bulmuştur, onlara sorun.

 Zaten ahlâk “utanmayı” bilmektir, tabii ki utanmanız varsa…

 

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Son Yorumlar
Ali Kılcı
Gelibolulu Mustafa Ali 16 yüzyılda yazdığı “Mirkât’ül-Cihâd ” isimli eserinde İskilip’in eski
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"www.iskilipliyiz.com | http://www.iskilipliyiz.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2018 - 2019