www.iskilipliyiz.com

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 2278 kez okundu.
Yazının Tarihi :   02 Şubat 2020 - 03:07:14

KENDİ BEYNİMİZLE DÜŞÜNMEK

Büyüt
Küçült
KENDİ BEYNİMİZLE

Hasan Ali KALAYOĞLU

“Elhamdülillâh Müslümanım” diyenlerin oranının %99larda –ne yazık ki son anketlerde bu oran %89a inmiş - olduğu bir ülkede yaşayan bizler için dînî değerlerin ve emirlerin ayrı bir yeri vardır. Çünkü Allahın “yap” dediğini yapıp “yapma” dediğinden de uzak durmak gibi bir sorumluluğu yerine getirmek zorundayız.

Peki, ama bunlarla ilgili bilgilendirmeleri ve aydınlatmayı bize kim yapacak? Ha, bana sorarsanız kafama takılanı -kim olursa olsun- din adamlarına sormam; açarım doğruluğuna güvendiğim bir Kuranı Kerim mealini ya da tefsirini, Allahın ne dediğine bakarım ve ona göre karar verip uygularım. Çünkü Allah, “Bu kitabı okuyup anlayabilesiniz diye gönderdim.” diyorsa, ayrıca da bana şah damarımdan daha yakın olduğunu söylüyorsa, söylediklerini anlamak farzdır ve ben bunu yapmak zorundayım diye düşünürüm. Başkalarına danışarak onların dediklerini yapmak, sanki sınavda kopya çekmek gibi gelir bana; üstelik de kopyanın doğru olup olmadığını bilmeden… 

Peki, ama neden hazıra konmayı tercih edip de doğruyu kendimiz bulma yoluna gitmiyor YANİ KENDİ BEYNİMİZLE DÜŞÜNMÜYORUZ? Bence yanıtı gayet kolay: “Çünkü okumuyoruz, bu nedenle de az çok okuyup yazanlara kul köle olmak zorunda kalarak onların ağzının içine bakıyoruz.” 

Bu konuda bize en büyük desteği verip aydınlatması gereken Diyanetimize gelince, o hâlâ sakızın orucu bozup bozmayacağıyla ya da Cuma namazının kaç rekât olduğuyla uğraşıyor. “İslâmın şartını beşleyip gerisini boşlamış. Ayrıca da umre ve hac organizasyonlarıyla dünyanın en büyük din turizmi şirketi olma başarısıyla da ne kadar övünse az. Eeee son zamanlarda maaşları da epey doyurucu oldu, şimdi de cumartesi-pazar fazla mesaisi peşindeler. Yani anlayacağınız keyifleri yerinde ve de tuzları kuru. Ne diyelim, Allah daha çok versin. Bu arada, Diyanetin geleneksel tutumundan kurtulup da gerçek İslamı anlatmak için didinip duran saygın din adamlarımızı –sayıları ne yazık ki çok az- bu sözlerin dışında tutuyorum.

Peki, ama namaz, oruç, hac, zekât gibi, ibadet kavramından çok Allaha karşı görev olması gerekenler dışında Diyanet ne yapsın ki diye sorarsanız birkaç örnek vereyim.  Gece misafirlikten çıktığı eve “eyvallah” anlamında kornaya basıp tüm mahalleyi uyandıranlardan alın da banka kuyruğunda kaynak yapıp sonra da açıkgözlüğüyle övünmeyi marifet sananlara yaptıklarının kul hakkı yemek olduğunu kim söyleyecek? Ya da adamın gözünün içine baka baka yolun ortasına “haktuuu!” diye tükürenlere bunun çok büyük günah olduğunu söylemek hangi Allahın kulunun görevi acaba? Elmabelini belediye çöplüğüne çevirenlerin kalın kafasına bunun hem büyük günah, hem de kul hakkı olduğu bilincini kim verecek? 

Oysa Kuranı Kerim bizleri bunları yapmaktan menediyor. “Temizlik imandandır” sözü doğruysa, çevresini kirletenler en hafif deyimle imandan uzaklaşmış olmuyorlar mı..? %99unun “Müslümanım” dediği bir ülkede bu oran %89a düştüyse bunun nedenlerini araştırma görevi hangi kuruma düşer? Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, geçenlerde (7 Aralık 2019) kelimesi kelimesine aynen şunları söyledi: “Şu anda yaşadığımız dinin Müslümanlıkla ilgisi ve alâkası yok. Müslümanlar, şeyh veya siyasi liderlerine tapan putperest oldular.”

Konu uzun ve derin; dipsiz kuyu misali. O nedenle sözü fazla uzatmadan İranlı Sosyolog ve din bilgini (1933-1977) Ali ŞERİATÎnin yazımızın konusuyla ilgili bazı tespitleriyle noktayı koyalım:

Kuran’ın ilk emri Oku’dur,"işit ya da dinle" değil.

"Düşünme, itaat et" diyenlere değil; "düşün, sor, sorgula" diyenlere kulak ver.

Sadece devletin konuşma hakkına sahip olduğu ülkede hiçbir söze inanmayın."

Bir yerde yangın varken ibadete çağırılıyorsan, bil ki bu bir hainin davetidir.

Esas fakirlik..."Her yerde olan fakirlik açlık ya da açıklık değildir. Fakirlik para ve altına sahip olamama da değildir. Fakirlik, sahafta satılmamış bir kitabın üzerindeki tozdur. Fakirlik, kâğıt imha makinesinde gazete parçalayan bir bıçaktır. Fakirlik, arabanın camından dışarıya atılmış muz kabuğudur. Fakirlik yemeksiz geçirilen bir gece değil, “düşünmeden” geçirilen bir gecedir".

İlâhi adalet diye diye adaleti göklere çıkardılar ki, yeryüzünde ondan söz edilmesin.

Bir Müslüman görürüz; sesini çıkarmaz, olup biteni dinlemez, hiçbir şey umurunda değildir; ama kendi düzeni ve tezgâhı en küçük bir darbeye uğrasa feryadı arşa yükselir. Her gün yaşanmakta olan facialar onda bir gazete haberi kadar bile merak uyandırmaz. "Allahım kereminle bizi…" diye dua etmesinin ne etkisi olur? "Bizi" ne demektir?

Dindar bir toplumu ancak din adına, din âlimleri kandırabilirdi ve öyle de oldu.

Okuyun. Zira mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor!

Evet, bugün haddim olmayan bir konuya değindiğimin farkındayım. O nedenle yanlışım varsa lütfen affedin ama doğrulara da açıkça destek çıkın ki bu konular daha sık gündeme gelsin. En azından, yanlışları savunanlar kadar cesur olmamız gerek diye düşünüyorum.

Sağlıcakla kalın.

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Son Yorumlar
dursun filiz
sizinle çalışmak isteterim
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"www.iskilipliyiz.com | http://www.iskilipliyiz.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2019 - 2020