ustbanner lek kurban
Sol dikey reklam lek kurb
Sağ dikey reklam lek kurb

www.iskilipliyiz.com

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 2327 kez okundu.
Yazının Tarihi :   30 Kasım 2017 - 14:23:10

NASIL BİR TOPLUMUZ

Büyüt
Küçült
NASIL BİR

Hasan Ali KALAYOĞLU

NASIL BİR TOPLUMUZ

 

1979 yılında Marina Abramovic isimli performans sanatçısı, gösteri sanatları tarihinin en unutulmaz, en konuşulan ve belki de en korkunç gösterilerinden birini gerçekleştirir. Rhythm 0 adını verdiği gösteride, yaptığı şey ise olduğu yerde kımıldamadan durmak. Bununla birlikte izleyicilerin seçimine bırakılmış, bir masa üzerine çiçekten çikolatalı keke, zincirden bıçağa kadar her türlü eşya yerleştirilir. Hatta masada bir mermi ve silah bile vardır ve bunları ziyaretçilerin istedikleri gibi kullanmaları serbesttir. Yani, ziyaretçilerin iyiyle kötü arasında seçim yapma şansı vardır. Kadın ise, tüm gösteri boyunca cansız bir obje gibi kımıldamadan pasif kalacaktır.

 

İlk başlarda izleyiciler oldukça nazik ve iyi niyetlidirler. Kimisi masadaki gülleri alıp kadının eline verir, kimi kek yedirir, bazıları ise saçlarını okşayıp onunla tokalaşırlar.  Ancak zaman geçtikçe işin rengi değişmeye başlar. İlk olarak izleyicilerden biri kadına hafif bir tokat atar. Kadının buna hiçbir reaksiyon vermediğini fark eden bazıları ise daha sert vurmaya başlarlar. Az önce kadının elini sıkan, ona gül uzatan insanlar, karşılarında gerçekten savunmasız birinin olduğunu kavradıklarında değişerek şiddet eğilimi göstermeye başlarlar.

 

Olaylar bununla da sınırlı kalmaz. Kalabalıktan bir kişi silahı alıp kadının alnına dayar. Daha sonra da silahı kadının eline vererek boynuna dayamasını sağlayacak biçimde kolunu büküp yerleştirir. Bazıları ise kalemlerle kadının çeşitli yerlerine yazılar yazmaya başlarlar. Tabii ki tüm bunların ardından da beklenilen olur ve cinsel tacizler başlar. Bazıları kadının vücudunun çeşitli yerlerini sıkarken, kimileri de onu öpmeye kalkar. Sonunda kalabalık, kadının üzerindeki eşyaları makaslarla parçalayarak onu çırılçıplak bırakır.

 

Ancak izleyiciler henüz tatmin olmamıştır. İçlerinden biri kadının karnını bıçakla çizer; diğerleri de bundan cesaret alarak her tarafını bıçaklarla çizmeye ve belli belirsiz bıçaklamaya başlarlar. Kadının boyun kısmına çizik atarak kanamasını sağladıktan sonra kanını emenler bile olur. Peşinden, kadını sağa sola cansız manken gibi taşımaya başlarlar. Sonunda da kalabalıktan bir adam kadını masa üzerine yatırıp tecavüz etmeye kalkar ancak sağduyulu birkaç kişinin önlemesiyle bu fikrinden vazgeçirilir. Bu kez de kadının çıplak fotoğraflarını çekmeye, çektiklerinden bazılarını da kadının eline tutuşturmaya başlarlar. Bütün bunlar olurken, kadın gözyaşları içindedir ancak kalabalık onun gözyaşlarını görmezden gelerek cansız bir obje olarak değerlendirme konusunda ısrarcı olmayı sürdürür…

 

Gösterinin tam da bu aşamasında, vahşileşen çoğunluğa karşın azınlık bir insan grubu bu durumdan rahatsızlık duymaya başlar. Ancak cesaret edip karşı bir eylemde bulunamazlar. Ta ki kalabalıktan çıkan bir kadının Abramovicin gözyaşlarını silip ona sarılmasına kadar… Onu, sanatçıya yapılanlardan rahatsız olan azınlık grup da izler ve kadını adeta bir koruma çemberine alarak kıyafetlerini geri giydirir. Sonra da vücudundaki kanayan kısımları bantlayıp ona sigara ikram ederler.

 

Bir performans sanatından daha çok toplumsal bir deneye dönüşen bu olay, çoğunluğun birbirinden cesaret alarak içindeki kötülüğü kolayca ortaya çıkarabilmesine karşın, bu durumdan rahatsız olan iyi niyetli kişilerin aynı dayanışma cesaretini gösterememesinin ya da bu konuda geç kalmasının nelere sebep olduğunu gözler önüne seren çok ilginç bir olaydır.

 

Peki, sonuç; 6 saat sonunda performans sona erip de Abramovic, tekrar hareket etmeye başlar başlamaz, kalabalık korkunç biriyle yüzleşmişçesine oradan kaçışır. Az önce çekinmeden işkence yaptıkları kişinin, tekrar bir birey formu kazanarak hareket etmesi kalabalığı dehşete düşürmüştür…

 

Evet, olayı okudunuz. Şimdi bunun üzerinde iki lâf edelim. Bu arada da sakın “Bu olay ülkemiz dışında olmuş, biz böyle yapmazdık.” türünden bir lâf sakın etmeyelim ve arabası bozulduğu için gece yarısı yolda kalıp köy kahvesindekilerden yardım istemeye giden kadının kahvedekilerin çoğunluğu tarafından tecavüze uğradığını, azınlık grubunsa hiç tepki vermeden okey oynamayı sürdürdüklerini unutmayalım. Yani, konu duyarsızlıksa bunun dik âlâsı bizde de var.

 

         Haydi, şimdi hep birlikte şu sorulara yanıt vermeye çalışalım:

Ø  Acaba şu anda komşularımızdan ya da akrabalarımızdan kaçının aç gezdiğini ya da çok zor durumda olduğunu biliyor muyuz?

Ø  Haksızlığa uğradığına kesin olarak inandığımız tanıdıklarımıza siper olup koruyabildik mi, yoksa olanları bir kenardan sessizce izlemekle mi yetindik?

Ø  Başına bir felâket gelip çok zor durumda kalan bir tanıdığımıza ne kadar yardımcı olduk? Yoksa bana da bulaşırlar korkusuyla kenar mı dolaştık?

Ø  Dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen deprem, sel, vb. felaketlere uğrayanlar için açılan kampanyaların kaç tanesine yardımcı olduk? (Cami sergilerinden bahsetmiyorum.)

Ø  Hiç tanımadığımız biri için kaç kez kan verdik?

Ø  Öldüğünde, organları başkalarına hayat vermeye devam edecek kaç bağışçımız var?

Ø  Yediği cipsin ambalajını yere atan gence –terslenmeyi göze alıp da- kaçımız müdahale ettik?

Ø  Piknik yerlerine çöp bırakanları –aramızın bozulabileceğini düşünmeden- kaçımız uyardı?

Ø  Kuyruğun sonuna değil de bir tanıdık bulup araya kaynak yapanlara karşı -birkaç cılız ses dışında- grupça tepki verildiğine kaç kez tanık oldunuz?

Ø  Vb.

 

Şimdi de bazılarımızın “Ama ben tek kişi ne yapabilirim ki!” diye kendini aklamaya ve kenara çekmeye çalıştığına adım gibi eminim. Haklı olabilirsiniz ama önümüzde hiçbir zaman unutamayacağımız müthiş bir örnek var: Mustafa Kemal de Anadolu topraklarından düşmanı söküp atmaya karar verdiğinde tek başınaydı.

 

Sonucu ise hepimiz biliyoruz.

 

 

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Son Yorumlar
Sami kars
Ugurludag boztepe koyunun hic suyu yok valiligin bunu gormesini istiyoruz
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"www.iskilipliyiz.com | http://www.iskilipliyiz.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2017 - 2018