www.iskilipliyiz.com

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 928 kez okundu.
Yazının Tarihi :   12 Haziran 2019 - 00:48:51

SAKİN ŞEHİR

Büyüt
Küçült
SAKİN

Hasan Ali KALAYOĞLU

Sanırım 2012 yılıydı ve İskilip Belediyesi “Sakin Şehir” olmak için resmi başvurusunu yapmış, ben de büyük bir sevinçle www.iskilipliyiz.comda bu konu ile ilgili bir yazı yazmıştım. Aradan 7 yıl geçmiş ama o günden beri bu başvurudan bir ses çıkmadı. Sonuç ne oldu, kabul edildik mi, yoksa olmaz mı dediler doğrusu merak ettiğim için belediyemizin yeni yönetimine hatırlatmak amacıyla o yazıyı güncelleyerek yeniden sizlerle paylaşmak istedim.

 

“SAKİN ŞEHİR”Lİ OLMAK

            Kimin aklına geldiyse aklıyla bin yaşasın. İlk okuduğumda yüreğimi titreten bir proje olarak algıladım İskilipin “Sakin (Ağır) Şehir”  olma projesini. Sevinçten pır pır etti yüreğim. Hani, yakışır da bu güzelim memlekete.

            Ancak, küçük bir yanlışlığı da burada düzelteyim. Haberde, İskilipin Türkiyenin 6. sakin şehri olacağı belirtiliyor. Oysa ilk olan Seferihisarın dışında şu anda dosyaları tamam olan Taraklı (Sakarya), Akyaka (Muğla) Yenipazar (Aydın) ve Gökçeada (Çanakkkale)nin başvuruları İtalya daki genel merkeze iletilmiş. Ayrıca da  “Aydın-Yenipazar, Sinop, Antakya, Konya-Beyşehir, Kayseri-Dereli, Muğla-Akyaka, İzmir-Alaçatı, Bozcaada... gibi 60 tan fazla şehir de bu unvanın peşinde. (NOT: 2019 itibariyle Türkiyedeki Sakin Şehir sayısı 17 olmuş.)

            Bu “Sakin(Yavaş) Şehir” olayı da nerden çıktı diye merak ederseniz kısaca bilgi vereyim: 1986 yılında Roma’da simgesel bir meydanda Mcdonaldsın şubesini açmak istemişler. Ancak, İtalyanlar karşı çıkmışlar ve demişler ki; “Biz bu meydanda McDonalds yerine yöresel yemeklerimizin bulunduğu küçük işletmeler istiyoruz.”

            Bu tepkiler sonucunda “fast food” yerine “slow food” (yavaş yemek) hareketi adı altında yeni bir anlayış geliştirilmiş. Bu hareket ile de, “yemeğin sadece karın doyurmak için bir olgu değil, beş duyuya da hitap eden ve sadece tabaktaki haliyle değil ilk tohumların toprağa atılmasından servis edilene kadar üretiminde payı olan herkesin hakkını adil bir şekilde aldığı, doğaya ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde üretimin yapılması gerektiği” savunulmuş. Düşünce hareketi geliştikçe  “Yavaş Yemek” hareketi “Yavaş Şehir” projesine dönüşmüş. En sonunda da “bu sadece bir yemek hareketiyle sınırlı olmasın,  bir kent modeline dönüşsün” diyenler çoğalınca, 59 tane “Yavaş (Ağır) Şehir” ölçütü ortaya konularak “Cittaslow Kriterleri” adıyla yayınlanmış. Bunların listesi bende var ama yazıyı bilimsel bir makale haline getirmek istemediğim için buraya almadım.

            Yerel, ulusal ve uluslararası medyada “Cittaslow” olarak anılan bu kelime “Yavaş Şehir” anlamına gelmekte olup Türkçe karşılığı “Sakin Şehir” olarak daha anlamlı bulunmuş ve bu şekilde kullanılmaya başlanmış. “Sakin Şehir” olmak isteyen her kent, bu 59 ölçütten en az yarısını yerine getirmek zorunda.  Bunların içinde altyapıdan başlayıp çevre,  kent estetiği, misafirperverlik, yerel üretim ve yerel yemeklerle ilgili bir sürü koşul var.

             “Sakin Şehir” (Cittaslow) unvanını Türkiyede ilk, dünyada ise 121. olarak İzmir Seferihisar ilçemiz almış. Seferihisar, ilk olma özelliğiyle birlikte Türkiyedeki sakin şehirlerin başkenti olma hakkını da elde etmiş. Bu, şu anlama geliyor: İskilip, Seferihisarla işbirliği yapmadan ve Seferihisarın onayını almadan “Sakin Şehir” olamaz.

            Tesadüf bu ya 5–6 ay önce Türkiyenin ilk sakin şehri olan Seferihisardaydım. Yakınında olan Çeşme, Kuşadası ve Foça gibi turizmi ile tanınmış yerlerin arasında sivrilmeye çalışan şirin bir tatil kentiydi. Biraz da yaşadığı maddi sıkıntıyı çevresini saran yazlıkçılardan kopardıklarıyla kapatmaya çalışan bir yer olarak göründü bana. Örneğin yazlıkların bir aylık su bedeli 300–400 TL arasındaydı. Ayrıca belediyenin diğer hizmetleri de epeyce pahalı gibi geldi bana. Bu da “sakin şehir” olmanın bedeli olsa gerek diye düşündüm.

            Kenti dolaşırken en merkezi yerdeki bir heykel dikkatimi çekti. Bildiğimiz salyangoz yani sümüklü böceğin kocaman bir heykelini yapıp şehrin tam göbeğine dikmişler. Arkadaşıma “Heykeli dikilecek sümüklüböcekten başka bir yaratık bulamadınız mı?” diye biraz da alaylı bir ifadeyle sorduğumda, bu konudaki zır cahilliğimi ortaya koyan bir cevapla şunları söyledi: “Salyangoz, ‘Sakin Şehir olmanın simgesidir. Dünyadaki tüm sakin şehirler aynı simgeyi kullanır ve biz salyangozumuzla gurur duyarız.”

            Ne kadar bozum olduğumu tahmin edersiniz herhalde. Ama ben bununla da kalmadım ve alışveriş yapmak için küçük dükkânlara girip çıkmaktan yorulunca bir pot daha kırarak “Bunların hepsini birden alabileceğimiz bir süpermarkete gitsek daha iyi olmaz mıydı?” diye sorduğumda aldığım cevap “Sakin Şehir olmanın özelliklerinden biri de büyük alışveriş merkezlerinin kurulmasını engelleyip küçük işletmeleri desteklemektir” oldu.

            Arkadaşım, benim üst üste yediğim darbelerden üzülmüş olmalı ki, “Gel, seninle üretici pazarına gidelim.” dedi. Burası, kale surları içine sıkışmış bir yerdi ve insan kaynıyordu. Güçlükle ilerlemeye çalışırken de şu açıklamayı yaptı: “Burada satılan ürünler sadece Seferihisar topraklarında yetişenlerdir. Başka yerden ürün getirip satmak yasaktır. Ayrıca ürünleri alanların ellerindeki paketlere dikkat et. Seferihisarda naylon poşet kullanılması da yasaktır. Eskisi gibi file ya da kesekâğıdı kullanırız.” (NOT: 7 yıl öncesinden bahsediyoruz)

            Duyduklarımdan ve gördüklerimden başımın dönmeye başladığını hissetmiş olmalı ki pazara yakın bir çay ocağına gidip hasır sandalyelere çöktük. Doğrusu iyi de geldi. Çayımı yudumlarken çevreye de göz atıyordum. Yan tarafımızda, pazara gelenlerin bıraktığı elektrikli bisikletler sıralanmıştı. O kadar çoktu ki sormadan edemedim:

            -“Bunlar da mı buranın tarlalarında yetişiyor?”

            Gene lâfa sürünmüştüm ve hak ettiğimi de aldım:

            -“Belediyemiz, elektrikli bisiklet fabrikasıyla anlaşma yaptı. Ucuz ve taksitli verip halkı bunları kullanmaya teşvik ediyorlar. Zaten yakında şehir içine motorlu araç girişi de yasaklanacak.”

            İşte böyle sevgili dostlar. Bu konuda biraz aydınlatıcı olduysam ne mutlu bana. İlçemiz “Sakin Şehir” olduğunda o kocaman salyangoz heykelini nereye dikeriz bilmem ama naçizane tavsiyem, öncelikle birilerine danışıp da öyle başlamak gerek. Yoksa sonu belediye önüne dikilen İskilipte yetişen ünlülerin büstlerinin akıbetine uğrar ve put diyerek sökülüp atılıverir sonra. İsterseniz işin en önemli(!) bölümü olan bu konuyu öncelikle halledelim de başvuruyu sonra yapalım. Çünkü sümüklüböcek heykeli olmadan sakin şehir olunmuyormuş.

            İşin en zoru olan(!) şu Müslüman mahallesine salyangoz heykeli dikme olayını bir çözdük müydü, diğer 59 madde bizim için çocuk oyuncağı artık.

            Ne dersiniz, haklı mıyım?

 

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Son Yorumlar
Musa karakaya
Uğurludağ üçdam köylüler olarak su gelsinde tek paralı olsun abdes alacak su yok
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"www.iskilipliyiz.com | http://www.iskilipliyiz.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2018 - 2019