www.iskilipliyiz.com

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 1367 kez okundu.
Yazının Tarihi :   23 Mayıs 2020 - 17:39:45

SON ÇİÇEK

Büyüt
Küçült
SON

Hasan Ali KALAYOĞLU

SON ÇİÇEK

ABD’li yazar ve ressam James Thurberin "Son Çiçek" öyküsünü ilk kez okuduğumda çok hoşuma gitmişti. Geçenlerde aynı öykü yeniden karşıma çıktığında, günümüz gerçekleri ile ilgili pek çok mesajı olduğunu fark edip sizlerle de çok kısa bir özetini paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz.

“Günümüzden çok çok sonraki yıllarda, dünyanın gidişi bugünkünden pek de farklı değildir. Yöneticiler arasında yaşanan egemenlik çekişmesi yüzünden ülkeler birbirine girmiştir. Öyle ki, bırakın 3. yü, 12. Dünya Savaşını da büyük bir başarıyla(!) gerçekleştirmişler ancak ipin ucunu kaçırıp insanlığın o güne değin bin bir emekle ulaştığı uygarlığı yeryüzünden silip tamamen yok etmişlerdir.

Bütün kent, kasaba ya da köyler ortadan kalkmış; bağ, bahçe ve ormanlar yok edilmiştir. Tabii herkesin gururla benimsediği sanatçılar ve yapıtları da… Kitaplar, o güzelim tablolar ve tüm müzik eserleri de yok olup gitmiş, hatta müzik unutulmuştur. Teknolojik araçlar çalışmamakta, dünyanın ücra köşelerinde hayatta kalmayı başarmış bir kısım insan hayvanlardan daha ilkel bir yaşam sürmektedir. Köpekler bile umutsuzluğa kapılarak efendilerini terk edip gitmişler, insanlar büyük bir şaşkınlık içinde hiçbir şey yapmadan oturdukları yerde pinekleyip durmaktadırlar…

Yıllar yılları kovalar. Öyle ki, generaller bile 12. Dünya Savaşıyla hangi sorunu çözmek için dünyayı bu hale getirdiklerini unutmuşlardır. Delikanlılarla genç kızlar birbirlerine şaşkın şaşkın bakmaktadırlar; çünkü savaşa savaşa insanların tüm benlikleri nefretle dolduğundan YERYÜZÜNDEN -müzik gibi- SEVGİ DE YOK OLUP GİTMİŞTİR!

Günlerden bir gün, genç bir kız her nasılsa yok olmaktan kurtulmuş ancak susuzluktan ölmek üzere olan bir çiçeğe rastlar. Gördüğü şeyi çok beğenir ama ne olduğunu bilemez. Hemen koşup diğerlerine söyler ancak oralarda dolaşıp duran bir delikanlıdan başkası ilgi göstermez. İkisi birlikte olup bu son çiçeği sulayıp canlanmasını sağlarlar. O da bu ilgiyi boşa çıkarmaz ve yeniden çiçekler açarak mis gibi kokmaya başlar. 

Birkaç gün sonra oradan geçmekte olan bir arıyla sinek kuşu çiçeğin çekiciliğine kapılıp üstüne konarlar. Ve çok geçmeden iki, sonra dört, sonra birçok çiçek görünür ortalıkta. Zamanla da korular, ormanlar yeniden boy atar. Tüm bu değişimler sırasında da genç kızlar delikanlıların gözüne daha bir başka görünmeye,  aralarında ılık rüzgârlar esmeye başlar. Ayrıca da birbirlerine dokunmanın çok farklı ve hoş bir şey olduğunu keşfederler. VE BÖYLECE SEVGİ YENİDEN DOĞAR! 

Çocuklar hastalıklı olmaktan kurtulup güçlü ve sağlıklı büyümeye başlar; koşmasını, gülmesini öğrenirler. Köpekler bile geri dönüp yeni efendilerinin ayaklarına sürünürler. Yeniden kentler, kasabalar, köyler fışkırır her yerden; müzik keşfedilip şarkılar sarar dünyayı. İnsanlar üzerinde otoriteyi hâkim kılmak için askerler ve politikacılar çıkar ortaya; teğmenler, yüzbaşılar, generaller ve ‘kurtarıcı denilen politik liderler.

Zamanla, dünyanın her tarafına dağılıp bugünkü gibi doğal kaynakları tüketme yarışına girerler. Çok geçmeden, vadide yaşayanlar tepedekileri, tepedekiler de vadide yaşayanları kıskanarak üstünlük yarışına başlarlar. Kurtarıcı denilen politikacılar, bundan nemalanıp egemenlik hırsıyla hoşnutsuzluğu iyice alevlendirirler. VE ÖYLESİNE BİR SAVAŞ PATLAR Kİ, YERYÜZÜNDE HİÇ BİR ŞEY KALMAZ...

Bir delikanlı, bir kız ve bir de son kalan çiçekten başka!”

Öykü böyle… 

Şimdi yaşamakta olduğumuz virüs salgını nedeniyle ülkemizde ve dünyamızda yaşananları şöyle bir düşünelim!

Eğer son çiçeğin de yok olmasını,

Son sevdaların yitip tükenmesini istemiyorsak...

Ve eğer dostlarımıza "hayatınız kalbiniz gibi olsun ve de öyle yaşayın" demek istiyorsak;

Hiç zaman geçirmeden silkinip kendimize gelmemiz gerekiyor.

 Haydi, "Son Çiçek" için hep birlikte ayağa kalkalım!

Biz bu hayata ölmeyi beklemek için değil, sonuna kadar –hem de yüksek sesle- yaşamak için geldik!"

 

Yoksa yanılıyor muyum?

 

DÜŞÜNEN SÖZLER

Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman bunun için yaratılmıştır…

Düşünmeye zaman ayırın, başarının bedelidir…

Sevmeye zaman ayırın, güçlü olmanın kaynağıdır…

Etrafınıza bakmaya zaman ayırın, günler bencilliğinize yetmeyecek kadar kısadır… 

Dürüst olmak için zaman ayırın, çünkü insan olabilmenin sembolü budur. (Goethe)

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Son Yorumlar
Mürsel Sümer
Şu Finliler de emme cimriymiş. Bi de bizimle uzagdan akraba olucaklar
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"www.iskilipliyiz.com | http://www.iskilipliyiz.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2019 - 2020