www.iskilipliyiz.com

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 1442 kez okundu.
Yazının Tarihi :   04 Aralık 2019 - 03:47:20

Topal Tilki ile Yiğit Aslan.

Büyüt
Küçült
Topal Tilki ile Yiğit

Hasan Ali KALAYOĞLU

Adamın biri, ormanda dolaşırken, çalıların arasında bir tilki görmüş. Biraz dikkatli bakınca, tilkinin dört ayağının da sakat olduğunu fark etmiş. “Bu tilki böyle nasıl yaşıyor, karnını nasıl doyuruyor?” diye meraklanıp gözetlemeye başlamış. 

Az sonra, çalıların arasından kocaman bir aslan çıkagelmiş. Adam, “İşte şimdi tilkinin işi bitti, aslana yem olacak.” diye düşünürken aslan, ağzında getirdiği but parçasının yarısını tilkiye verip diğer yarısını da kendi yedikten sonra oradan uzaklaşmış. 

Adam, bu mucize karşısında donup kalmış ve;

-“Ey Allahım! Sana şükürler olsun. Yarattıklarını nasıl da koruyup kolladığını gördüm veşu andan itibaren ben de herşeyimle kendimi sana bırakıyorum.” diyerek bir ağacın altına oturup öylece beklemeye başlamış. Aradan bir gün geçmiş, iki gün geçmiş ama hiçbir şey olmamış; ne gelen var ne giden. Adamsa açlıktan ölecek. Daha fazla sabredemeyip ellerini göğe açarak seslenmiş:

-“Allahım, açlıktan ölmek üzereyim; beni görmüyor musun?” 

Kısa bir sessizlikten sonra, gök gürültüsüne benzer bir ses duyulmuş:

-“Görmesine gördüm de, neden yiğit aslanın yaptığını değil de, sakat tilkiyi taklit ettin, onu çözemedim.”

Evet, bu haftaki yola çıkış öykümüz bu. Ülkemiz, cumhuriyetle birlikte temel politika olarak aslan olmayı tercih etmiş ve büyük yatırımlar yaparak üretmeye başlamış. Öyle ki, Birinci Dünya Savaşı sonrası İngiltere, Fransa gibi Avrupa ülkelerinin kalkınması için yardım yapan ABD, ekonomimizin çok iyi durumda olması nedeniyle Türkiyeye yardımı reddetmiş. Ama bizim çok büyük ısrarlarımız karşısında -ne yazık ki- sonradan fikir değiştirerek 1948de Türkiyenin talebi kabul edilmiş ve Marshal Yardımı ile ülkemiz aslan olmaktan vazgeçip kendi isteği ile sakat tilki olmayı benimsemiş. Eee, böyle olunca da içinde bulunduğumuz yıllarda ineklerimize yedireceğimiz samanı bile dışarıdan alan bir ülke haline gelmişiz.

1970li yıllarda İskilipin dağ köylerinde öğretmenlik yaparken, cumhuriyetimizin yaşında bir köylü bana İskilip-Tosya yolunu kazma kürek kendilerinin yaptığını ve bunun karşılığında da hiçbir ücret almadıklarını söylemişti. Şöyle bir düşünün: İller ya da ilçeler arası yollarını kazma kürekle kendisi yapan bir ulusun evlatları; şimdi bırakın yol yapmayı, yapılan yolların kenarlarındaki şarampolleri plastik ya da cam şişe, poşet ve boş sigara kutularıyla doldurmakla meşguller.

1932de açılan “Hava kuvvetlerine bir uçak bağışla” kampanyasına ilk katılanlardan biri olan ve uçağı alıp bağışlayan İskilipli, (NOT: O uçağa Atatürkün emriyle İskilipli ismi verilmiştir.) bugün böyle bir kampanyaya kaç lira bağışlar dersiniz! (Bu konuda bilgi için bkz: “İskilipte havaalanı vardı” başlıklı yazımız.)

İskilipte oturan hemşerim; açık havadaysanız, kafanızı kaldırıp çevrenizdeki tepelere, özellikle de Yivlik eteklerine şöyle bir göz atın. Yemyeşil değil mi! Peki ama bu fidanlar kendiliğinden mi yetişti, yoksa birileri mi dikti?  Evet, tahmin ettiğiniz gibi birileri yani biz diktik. Peki, daha sonrasında ne oldu biliyor musunuz? 15-20 yıl kadar önce Yivlik Tepesinin önünde çıkan yangında bu ağaçların bir bölümü yandı da (yanan yer hâlâ bellidir) Orman Müdürlüğünün tüm çağrılarına rağmen orayı yeniden ağaçlandırmaya bir Allahın kulu gitmedi. 

1970-80li yıllarda köy öğretmenliğim döneminde, yaz tatilinde birkaç öğretmen bir araya gelip sırayla çalıştığımız köylerin okulunu karın tokluğuna boya badana yapardık. Baca kurumu ile kahverengi boncuk tutkalı kaynatınca öyle güzel bir yazı tahtası boyası olurdu ki, tebeşir kayması nedir bilmezdik. Şimdi ise ne köyde okul kaldı, ne de o okulu hiçbir karşılık beklemeden boyayacak öğretmen...

Dünya nimetleriyle o denli uğraşır olduk ki, bunları düşünmeye bile zamanımız olmuyor; daha doğrusu aklımıza ya da işimize gelmiyor. Belirli standartlara alıştırılmış bir toplum olarak bize çizilen yolda hiç itirazsız yürüyüp gidiyoruz. Zaten başka yöne gitme hakkımız da gasp edilmiş durumda, böyle yapmak zorunda bırakılmışız. Yol levhasında “tek yön” yazıyor ve biz de kuzu kuzu okun gösterdiği tarafa doğru yol almaktayız. Hem de halinden gayet memnun olarak…

O nedenle derim ki sık sık dönüp kendimize bakalım. Kimi oynuyoruz; sakat tilkiyi mi, yoksa yiğit aslanı mı? Ne zaman kendimiz yapmaya üşenip de birilerinden bir şeyler bekliyorsak bilin ki topal tilkiyiz. O zaman halimizden şikâyet etmeye hiç mi hiç hakkımız yok. 

Peki ama yiğit aslan olmak bu kadar zor mu..?

Hiç denemedik ki bilelim. 

Belki de öylesi daha iyidir;

Daha bir mutlu eder bizleri…

O zaman, haydi hep birlikte yiğit aslan olmaya..!

DÜŞÜNEN VE DÜŞÜNDÜREN SÖZLER

Bir mum bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.

Dilenciye bir ekmek vermek, yardımseverlik değildir; asıl yardımseverlik, siz de dilenci kadar açken onunla ekmeği paylaşabilmektir. Fidel Castro

 

 

 

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Son Yorumlar
Ahmet KESKİN
sarihoca19@hotmail.com
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"www.iskilipliyiz.com | http://www.iskilipliyiz.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2019 - 2020