www.iskilipliyiz.com

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
Bu yazı 136 kez okundu.
Yazının Tarihi :   10 Temmuz 2021 - 12:03:05

ULAŞTEPELİ COZURUK

Büyüt
Küçült
ULAŞTEPELİ

Mursel Sumer

ULAŞTEPELİ COZURUK Gençliğinde İskilip Ulaştepe Mahallesinin bıçkın delikanlılarından olan Cozuruk babam Hamdi Sümerin öz dayısıdır. Adı Hüseyin, soyadı Şenaydır. Yaşadığı yıllarda ad ve soyadından çok lakabıyla tanındığından ismini söyleyince pek hatırlayan olmaz, lakabını söyleyince hemen tanırlardı. Anlatıldığına göre kısa boylu, kalın vücudlu, çok güçlü yapılı, sarışın, mavi gözlü ve gözü pek bir adammış. 1903 yılında İskilipte doğmuş 1950yılında 47 yaşında iken vefat etmiş. Cozuruk dayım doğum yeri olan Ulaştepe Mahallesinde otururdu. Biz Ekizoğlu Mahallesinde oturduğumuz için fazla görüşmezdik. Ablası olan babaannem Hatun, ben daha bebek iken vefat etmiş. Bu yüzden Ulaştepedeki yakınlarımızla akrabalık bağlarımız epeyce zayıflamış, hemen hemen kopmuş gibiydi. Ulaştepe Mahallesinin yakınlarında, Taşlıburun denen yerin alt tarafında Hamampınarı denen bir mevki vardır. Orada babaannemden bize miras kalan bağın bitişiğinde Cozuruk dayının da bağı vardı. Cozuruk dayı ve ailesini daha çok o bağda görürdüm. Cozuruk dayımla ilgili Hamampınarındaki bağda geçen şöyle bir hatıram vardır: Dayım arıcılıkla da uğraşırdı. Kendi bağının üst tarafında eski tip sepet kovanlar içinde arıları vardı. Bir gün oradaki bağa gitmiştik. O zaman daha ilkokula bile gitmiyordum. Belki beş, belki altı yaşımda falandım galiba. Bağın alt tarafında yaz aylarında suyu kesilen Akçay akar. Çay kenarında gezerken bir ağacın dalları üzerinde tortop olmuş arı kümesini gördüm. Çevresinde de bir sürü arı vızıldaşarak uçuşuyordu; büyüklerime haber verdim. Dayım gelerek o arıları yeni bir kovana aldı ve bana da kendi bağı ile bizim bağın kenarında yeni diktiği 3-5 yaşındaki kiraz ağacını ödül olarak verdi. O kiraz büyüdü koca ağaç oldu ancak gerek dayımın erken vefat etmesi gerek İskilipte fazla kalamayışımız yüzünden o ağaçtan bir tek kiraz bile yemek nasip olmadı. Dayımla ilgili olup aynı bağda geçen babamın anlattığı bir hatıra vardır ki Cozuruk dayının ne kadar gözü katı, cesur bir insan olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Babam daha ilkokul çağlarında küçük bir çocukken ailece Hamampınarındaki bağa gitmişler. Cozuruk dayı da kendi bağına gelmiş ve herkes kendi işiyle uğraşmaya başlamış. Bir süre sonra karşılarında bulunan Yazıkıran tepesine çıkan Sakarya Mahallesi gençlerinin Ulaştepelilere “hoydura” çektiklerini duymuşlar. Hoydura çekmek demek karşı mahallenin gençlerine küfürle karışık bir meydan okuma demektir. Tepeye ilk çıkan grup karşı mahalleyi kışkırtmak için kafiyeli şöyle bir cümleyle hep birlikte bağırırdı: “ Hoooydura, hoooydura Ulaştepeye k…..” Eğer Ulaştepeliler ilk tepeye çıktıysa veya tepeyi diğer mahallelileri kovalayarak zapt ettiyse onlarda aynı cümleyi öteki mahallenin ismini yerleştirerek bağırırlardı. Cozuruk dayı hoydura çeken gençleri babama göstererek: “Şu tepedekileri görüyor musun? Şuradan eline bir sırık al git onları kovala” der. Babam: “Ben nasıl kovalayım. Onlar hem çok, hem benden büyük” der. Cozuruk dayı ben gençliğimde onları tek başıma kovalardım” cevabını verir. Gerçekten de gençliğinde Yazıkıran tepesi dövüşlerinde Ulaştepeli Cozurukun geldiğini gören karşı mahalle gençleri fazla direnemez kaçarak soluğu evlerinde alırlarmış. Cozuruk Lakabı Nereden geliyor Asıl adı Hüseyin olan dayıma Cozuruk lakabının takılması konusunda torunu Mehmet Solak annesi Hacerden duyduğu bir olayı telefonla bana anlatmıştı. Olay şöyle: Cozuruk kırsal bir alanda grup halinde otururken topluluk arasında çevrede hafif meşrep tavırlarıyla tanınmış bir kadını görür. Ocakta yanan ateş içinden maşayla aldığı nar gibi yanan köz parçasını :“Bırak bu işleri. Öte dünyada aha böyle yanacaksın .” diyerek kadının avucuna kor. Kadın tabii çığlık çığlığa koşarak oradan kaçar. Bir ateş parçasını su içine atarsanız cozzzz diye bir ses çıkarır. Bundan dolayı olsa gerek Hüseyin dayının takma adı cozuruk olarak kalmış. Kaçakçılığı Ve Jandarma Erinin Elinden Silahını Alması Cozuruk dayının belli bir sanatı olmadığı gibi fazla bir tarlası bağı bahçesi de yoktu. Gelirinin bir kısmını ormandan kestiği ağaçları (cerek) ihtiyacı olanlara satarak elde etmekte ve böylece geçinip gitmekteydi. Bir gece ormandan kestiği ağaçları şehre getirirken yolda tek bir jandarmanın kurduğu pusuya düşer ve yakalanır. Jandarmaya kendisini ve atları bırakması için ne kadar dil döktüyse de ikna edemez. Bakar ki olmayacak atlara birer kırbaç vurur, atlar eve doğru koşmaya başlar. Daha sonra ani bir hareketle jandarmanın elinden silahını kapar; etkisiz hale getirdiği askeri çevredeki bir ağaca sıkıca bağlar. Jandarmaya :”Sen daha beni tanımıyorsun. Bana Ulaştepeli Cozuruk derler. Sakın bir daha karşıma çıkma.” der ve askeri orada bağlı halde bırakarak evine gelir. Atların üzerlerinde cerek yüklü olarak ve koşarak eve geldiğini gören ev halkı ve komşuları hemen beygirlerin yükünü çözerek ahıra sokarlar. Bir yandan da ne olup bittiğini merak etmektedirler. Biraz sonra Cozuruk elinde askerin silahı olduğu halde çıka gelir. Durumu komşularına anlatır. Mavzeri onlara vererek: “Gidin askeri çözün ve silahını verin.” der. Birkaç kişi olay yerine giderek Jandarmayı bağlı olduğu ağaçtan çözerler ve silahını geri verirler. Jandarmaya da: “ Bak asker ağa, bu belalı bir adamdır, ekmek parasını ormandan kaçak ağaç kesip satarak kazanıyor. Sakın ona bir daha bulaşma.” derler. O asker Cozuruktan şikâyetçi olmadığı gibi bir daha da karşısına çıkmaz. Dağda Ayı İle Karşı karşıya Gelmesi Bir gün yine kaçak ağaç kesmek için ormana gider. O ağaç keserken üzerine yukarıdan devamlı taş atılmaktadır. Taşın geldiği tarafa bakar hiç kimseyi göremez. Bu da neyin nesi, birileri bana pusu mu kurdu, beni burada harcayacaklar mı diye düşünürken aklına bir fikir gelir. Mavzerini eline alır, tepeyi arkadan dolaşarak sessizce taşın atıldığı yere yaklaşır. Bakar ki bir ayı aşağıya doğru devamlı taş atıyor. Elinde mavzer ayıya iyice yaklaşır. Bu sırada ayı da arkasından gelen hışırtıyı duyarak ona doğru döner. Dayım o anda silahı ayının göğsüne dayar ancak ateş etmez. Ayı şaşırmıştır, bir o yana bir bu yana sallanır sonra homurdanarak geri döner ve kaçarak oradan uzaklaşır. Sulama Suyunu Kesen Kadının Eşeğinin Semerini Yakması Bağ- bahçe sulayanlar iyi bilir. Bağ ve bahçe sahipleri sıraları geldikçe bahçeleri sularlar. Sırası gelmeden başkasına giden suyu keserek kendi bahçesine tutmak doğru değildir, başkasının hakkını gasp etmektir. Böyle yapanlar hoş karşılanmaz, ağız kavgaları, küfürleşmeler başlar iş dövüşmeye kadar varır. Öyle olsa dahi bu hatalı davranış ortalıktan hiç eksik olmaz. Cozuruk dayı bir gün bağını sularken aniden suyu kesilir, sulama işi yarım kalır. Kanalı takip ederek suyun kime aktığını bulur. Suyunu kesen bir kadındır. Kendi bahçesini sulamak için kimseye haber vermeden suyu kesmiştir. Kadının karşısına dikilir ve: “Sen beni tanımıyor musun, bu memlekette benim suyumu kesecek yiğit daha anasından doğmadı. Kadın başınla sen bana akan suyu nasıl kesersin.” diyerek kadına bağırır ama elini kaldırıp bir şamar bile vurmaz. Kadın karşısında Cozuruku görünce afallar: “ Aman Hüseyin emmi, ben ettim sen etme. Suyun sana aktığını bilemedim.” diyerek yalvarmaya başlar. Dayım bakar ki karşısındaki bir kadın fazla üstelemez. Orada kadının eşeğine ait bir semer varmış, cebinden çakmağını çıkarır:” Bu da sana ders olsun, bir daha başkasının suyunu kesme.” diyerek semeri tutuşturur. Ark suyunu kendi tarafına çevirdikten sonra oradan ayrılır. Cozurukun Eniştesi Olan Dedem Hakkı Sümeri Tehdit Edişi Dedemin eşi olup benim de babaannem olan Hatun, Ulaştepe Mahallesinden Ekizoğlu Mahallesine gelin gelmiştir. Cozurukun aplasıdır. Zaman zaman her evde olduğu gibi bir gün dedemle araları açılır. Ağız kavgası ederler. Durumu Cozuruk dayı öğrenir. Doğru dedemin terzi dükkânına gider ve dedeme:”Bak enişte, bacımla kavga ediyormuşsun. Her evde az çok kavga gürültü olur. Eğer ona bir tokat bile vuracak olursan bunu senin yanına komam.” der ve oradan ayrılır. O günlerde Cozuruk dayımın dedemi takip için geceleri gizlice gelerek evin arka bahçesinde sabaha kadar beklediği söylenir. Ortalık yatışınca o da bahçede beklemekten vazgeçmiş. Hamamcı Kadın Cozuruk İsmini Duyunca Fikrini Değiştiriyor İskilipte eskiden iki tane tarihi hamam vardı. Bunlardan Deri Hamamı dedikleri salı günleri kadınlara ve çocuklara hizmet verirdi. Eğer hamama giden kadının çocuğu hamamcı kadın tarafından büyük görülürse ; “Babasını da getir” denerek alaylı bir şekilde çocuğun hamama girmesi engellenirdi. Cozurukun kızı Hacer hanım bir gün büyük oğlunu yanına alarak yıkanmak için hamama gider. Hamamcı kadın bakar ki çocuk artık büyümüş.7-8 yaşını geçmiş hamama sokmak istemez. Yine o her zamanki alışılmış cümleyi söyler: “Bunun babasını da getirseydin.” der. Hacer hanım bunun babası kim biliyor musun ?” demiş. Hamamcı kadın:” Kim?” diye sormuş. Hacer hanım: “Ona adıyla, sanıyla Cozuruk derler.” deyince hamamcı kadın gevşemiş: “Aman kızım şunu bir kenarda yıka da götürüver.” demiş. Aslında Cozuruk çocuğun babası değil dedesidir. O anda öyle söylenmiş olsa gerek. Dayım sert tabiatlı, bıçkın bir adam olmasına rağmen kendisine bulaşmayan hiç kimseye zararı dokunmayan bir kişiymiş. Kabadayı ruhlu ise de tanıdıklarına ve komşularına yardımcı olan, güler yüzlü, iyiliksever bir insan olduğu söylenmektedir. Ne yazık ki bir gün bir kadının iftirasına uğrar ve olay aydınlanana kadar bir süre cezaevinde yatar. Cozuruk dayımın bünyesi güçlü olmasına rağmen ömrü kısa oldu. Kırk yedi yaşında iken vefat etti. Allah rahmet eylesin mekânı Cennet olsun. Mürsel SÜMER Not: Yukarda yazılı bilgilerden bazıları Cozuruk dayının torunu olup şu anda Düzcede oturan Mehmet Solaktan alınmıştır. Verdiği bilgiler için kendisine teşekkür ediyorum. Mehmet Solak Cozurukun kızı Hacerin oğludur. Annesi İskilip Ulaştepe Mahallesinden Uludere Mahallesine gelin gitmiştir. Gözü pek bir kadındır..Bu yüzden ona da Cozuruk lakabı takılmıştır. Bir sonraki yazımızda kısmet olursa onun hikâyelerini anlatacağız.
Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



Son Yorumlar
Hüseyin Görgülü
Yüreğine saglik kardes,eski bayramlarımız,bayram gibi bayramdı.Her değerlerimiz gibi onlarıda unutmaya başladık.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"www.iskilipliyiz.com | http://www.iskilipliyiz.com/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2020 - 2021