Bu Forum Sayfasını Facebookta PaylaşBirisi şöyle sordu: ‘Çevremde dürüst olmayan oyunbaz kimselerin çok istediklerine ulaştığını, her işlerinin yolunda gittiğini görüyorum ve diyorum ki ‘ben o kadar dua ettim, dinime bağlı dürüst bir insanım, ben hak etmiyor muyum; neden arzuladığım şeyler tam olacakken her şey tersine dönüveriyor?’ Bu soru bana bürokrat dostumun şu anekdotunu hatırlattı:
‘Ankara’dan her İstanbul’a gidişimde Sakarya civarında yolun kenarındaki güzel bir evi çok beğenir ve bir gün sahiplenmeyi arzulardım. Eşimle oradan geçtiğimiz bir gün, satışa çıktığını öğrendik, sorduk. Fiyatı uygundu ve alabilirdik. Acele etmedik. Dönüşte yakınlardan bir kadın tarafından alındığını öğrenince içimiz sızladı, eşimle birlikte çok vahlandık. Ertesi yıl yine oradan İstanbul’a geçerken, evin yaşanan depremde yıkıldığını gördük. Gidip durumu sorduğumuzda, evin sahibesi hanımın yıkıntının altında kalıp öldüğünü öğrendik.’
Bu olaya benzer sayısız hayat kesitine dikkatle bakan görür ki, huzur, elden geleni yaptıktan sonra, Allah’ın uygun bulduğuna sabretmekte gizlidir.
Ayrıca nefsimize sormak lazım: Yeterince dindar olduğundan ve Allah’a şirksiz inandığından emin misin? Tam mümin böyle düşünebilir mi? Kul bir nimeti hak edecek kadar yüksek bir şükrü başarabilir mi? İstediğine ulaşamamanın aleyhinde olduğundan nasıl eminsin? Ötekilerin amaçlarına o kadar kolay ulaştıklarını nereden biliyorsun? Sabahlara kadar ağlamadıklarını nereden biliyorsun? Ya da o ulaştıkları şeyin onlara azap olmayacağından nasıl emin olabilirsin?” M. Bozdağ
---İMZA---
Seni avuçlarıma okutacak bir dua bilmiyorum. Zor ve nazlıydın sen. Tıpkı sabah namazı gibi. Bense hep kıldım seni. Şimdi Heybemde İnşirah Diye Beslediğim Sözlerin Hicret Vakti Geldi...Ne Varsa Züleyha'ca Amenna ve Sadakna...