Bu Haberi Facebookta Paylaş"Yeni kahramanımız İskilipli Hoca" bu sözler Kent Haber'in yazarlarından Erdem Yücel'e ait. 06 Şubat 2012 tarihinde yayımladığı yazısında İskilipli Atıf Hoca ve İskilip Belediye Başkanı hakkında sert eleştirilerde bulundu ve bakın neler söyledi.
"Son günlerde geçmişle hesaplaşmak moda oldu!.. Görünen köy kılavuz istemiyor; bundan böyle tarihi eşeleyip yeni kahramanlar yaratmak istiyoruz… Bir yandan devrimleri yapanlar belden aşağı vuruşlarla aşağılanmak istenirken, yakın tarihlerde hainliklerinden ötürü hüküm giyenleri yüceltilmeye yelteniyoruz!..
Geleceği şekillendirmenin en akılcı yolu tarihi yeterince bilmekten geçer. Ne yazık ki, yıllar yılı tarihi öğrencilere kuru kalıplar içerisinde verdiğimizden bu bilim dalından onları soğuttuk. Yeni yetişenlere Atatürk ilke ve inkılâplarını, İstiklal Savaşının ana hatlarını, nedenlerini yeterince anlatamadık. Osmanlı tarihinin hamaset bölümleri öne alındı. Padişahların tahtlarını kurtarabilmek için en yakını olan devlet adamlarını boğdurarak veya canlı olarak asilere teslim ettiklerini, Osmanlı siyasetini, ekonomisinin neye bağlı olduğunu ve çöküşün asıl nedenlerini yeterince anlatamadık. Kısacası kendimiz söyledik, kendimiz dinledik ve kendimiz inandık. Daha doğrusu tarihimizde kimin kahraman, kimin yurtsever, kimin taşın altına elini koyduğunu ve içimizden çıkan hainleri, çıkarcıları bir türlü açıklayamadık… Böyle olunca da düşünmeyen, araştırmayan ve söylenenlere inanan bir toplum olup çıktık…
Günümüzde bazılarının eski dönemlerin hainlerinden kahraman yaratma çabası içerisinde olduklarını görünce gerçekten hayret ediyorum. Bu konuda bir örnek olarak, İstiklal Mahkemesinde vatan hainliği suçuyla yargılanarak idam edilen İskilipli Mehmet Atıf Hoca’yı göstereceğim. Kısa bir süre önce basında çıkan bir haberde; Çorum’un İskilip ilçesi Belediye Başkanı yöresinden bir kahraman çıkarmak ve heykelini dikmek istemiş. Araştırmış ve İskilipli Mehmet Atıf Hoca’yı bulmuş…
İskilipli vatandaşlarımıza sormak isterim; ilçenizde Kurtuluş Savaşında, Çanakkale’de, Galiçya’da ve Arap çöllerinde şehit olan yakınlarınız veya tanıdığınız kimse yok mu? Varsa da onların hiç mi kahramanlık öyküleri yok?
Atatürk devrimleri yolunda yürümüş kahramanlarınızda mı yok?
İskilip Belediye Başkanı’na dur ne yapıyorsun, İskilipliye gelene kadar heykeli dikilecek, anma törenleri düzenlenecek, yurdunu vatanını seven gerçek kahramanlarımız var diyen de mi çıkmadı?
Tarihi dar kapılar içerisinde sıkıcı olarak verdiğimizden olacak, tarihi seven çok az sayıda öğrenciyle karşılaştım. O da bizim toplumun ayıbı olmalıdır…
Yeri gelmişken; yaratılmak istenilen yeni kahramanlarımızdan İskilipli Hoca’dan biraz söz edeceğim. Yakın Tarihimizi biraz araştırdığımda İskilipli Mehmet Atıf Hoca’nın soy kütüğünde babasının Akkoyunlu aşireti İmamoğullarından, annesinin de Mekke’den göç etmiş Ben-i Hattâb aşiretinden geldiğini öğrendim. Altı aylıkken öksüz kalmış ve dedesi Hasan Kethüda tarafından büyütülmüş. İlk öğrenimini köy hocalarından almış. İstanbul’a kendi başına giderek, bir yandan geçimini sağlamak için çalışırken bir yandan da medrese eğitimini sürdürmüş. Medrese eğitimini tamamladıktan sonra Dâr-ül Funûn’da İlahiyat üzerine olan derslere devam ederek 1905’de mezun olmuş. Bu sırada o zamanın Ruus sınavını kazanarak İstanbul Müderrisi olmuştur. Kabataş Lisesinin Arapça öğretmeni olmuş… Meşihat-ı İslamiyye de çalışan dersiamların mağduriyetini giderecek çalışmalar yapınca Bodrum’a sürülmüş. Bir süre sonra da Kırım ve Varşova’ya kaçmış. II.Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul’a dönerek 1910’da Medaris müfettişi olmuş. Bu arada Sebilürreşad ve Beyanül gibi yayın organlarında dini içerikli yazılar yazmaya başlamış…
31 Mart olayında tutuklanmış, İttihat ve Terakki’nin kanlı Bab-ı Ali baskınından sonra Sadrazam olan Mahmut Şevket Paşa suikastında payı olduğu gerekçesiyle Sinop’a sürülmüş. Bir süre sonra suçlu olmadığı anlaşılınca yeniden İstanbul’a dönmüş ve 1918’den sonra Dârü’l-hilafet’l aliye medresesinde tefsir dersleri vermeye başlamış.
Bu arada Nazar-ı Şeriatte Kuvve-i Berriyye ve Bahriyye’nin Ehemmiyeti ve Vücûbu, Muinü’t-talebe, Medeniyyet-i Şer’iyye ve Terakkiyâd-ı Diniyye, Şeriat Medeniyeti, Mir’âtü’l-İslam, İslam Yolu, Yeni İlmihal: İslam Yolu, Tesettür-i Şerif, İslam Çığrı, Dini İslam’da Müskirat isimli kitaplar yazmış.
Buraya kadar söyleyecek sözümüz yok…
O günlerde Osmanlı çöküş sürecini yaşıyordu. Bazılarının yüceltmeye çalıştığı Padişah Vahdeddin, İstanbul’un işgalinde çaresiz ve zavallı bir tutum izliyordu. Yunanlılar Anadolu’nun içlerine kadar ilerlemiş, Polatlı’ya gelip dayanmıştı. Diğer taraftan Fransızlar Güneydoğu’yu, İtalyanlar Akdeniz kıyılarını ele geçirmişlerdi. İskilipli Hoca bunları görmezden gelmiş olmalıydı. Nitekim bundan sonra ki davranışları bunu açıkça göstermiştir. Anadolu’yu kurtarmaya uğraşan Atatürk ve silah arkadaşlarını hiçe sayarak onlara karşı çıkmış, padişahtan yana tavır koymaya kalkmıştı. Bununla da kalmayarak Milli Mücadele karşıtı beyanlarla insanların akıllarını karıştırıyormuş... Osmanlının İstanbul’daki aciz hükümeti Anadolu’daki Kuvva-i Milliye hareketini desteklemeyen bir müftünün fetvasını yayınlatmıştı. Ne var ki, Anadolu’nun aydın din adamları buna karşı çıkan fetva ile yanıt verince işler biraz karışmış!.. Bu kez Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi marifetiyle “Teali-i İslam Cemiyeti” adına yazılan ve bastırılan beyanname Yunan uçakları ile Anadolu köylerine atılmaya başlanmıştı. İskilipli Hoca da bu beyannamenin yazıldığı cemiyetin üyelerindenmiş. Bazılarına göre bu beyannameyi İskilipli Hoca yazmış, bazılarına göre de beyanname ile ilgisi yokmuş, Yunan uçaklarının attığı beyannamede mühür yokmuş!.. Bu beyanname’de halkın Kuvva-ı Milliye’den yana olmaması istenirken Mustafa Kemal ve arkadaşlarının padişaha başkaldıran asiler oldukları yazılıymış…
İskilipli’nin beyannamede etkisi var mıydı, yok muydu bilemeyiz. Merak eden araştırmacılar devlet arşivini objektif olarak araştırma olanağını bulurlarsa bilimsel bir sonuca ulaşılır. Milletine hainlik edenler veya haksız olarak hain ilan edilenler diye bir doktora veya doçentlik yapılmış olsa bizler de aydınlanmış oluruz.
İskilipli’nin yazdığı son kitap ortalığı karıştıracak, batılılaşmaya ve devrimlere karşı olduğunu belirtecek nitelikteydi; “Frenk Mukallitliği ve Şapka”…
Cumhuriyetin ilanından sonra İngiliz ve Yunanlılarla işbirliği yapması, halkı kışkırtmasından ötürü vatan haini olarak tutuklanmış, Atatürk’e karşı 1926’da düzenlenen suikast girişiminin ardından kurulan İstiklal Mahkemesinde idama mahkûm edilmiş ve Ankara Samanpazarı’nda asılmıştır.
İskilipli Hoca’yı kahraman ilan etmek isteyenler şapka giymediği için asıldı yalanını yaymaya çalışıyorlar, kendileri söylüyor kendileri inanıyor!.. Bu arada torunu da dedesinin iade-i itibarını istiyormuş!.. İskilipli Hoca’nın itibarı iade edilip, coşkulu törenlerle heykeli dikildikten sonra acaba sırada kimler var?
İngilizlerin kışkırtmasıyla devlete başkaldıran Seyit Rıza’nın da heykeli kısa bir süre önce dikilmişti.
Gerçekten merak ediyorum; sırada hangi kahramanlarımız var?
31 Mart’ı yaratanlardan Derviş Vahdeti mi?
Menemen olaylarında Kubilay’ı bağ bıçağı ile şehit eden Derviş Mehmetler, Esad Efendiler mi?
Milli Mücadele aleyhinde Peyam’da yazdığı yazılarından ötürü gazeteci ve siyasetçi Ali Kemal mi?
İngilizlerin oyununa gelerek Musul’u almamızı engelleyen Dersim ayaklanmasını çıkaran Şeyh Said mi?
Ne garip ki, yeni kahramanlarımızın hemen hepsinin ortak yanları var; Atatürk ve Cumhuriyete karşı olmak, isyan etmek ve dış güçlere hizmet etmek!.."
Bu Haberi Facebookta Paylaş
Yasal Uyari!: Haber kopyasının, kaynak link veya İskilipliyiz.com imzası kullanılmadan yayımlanması yasaktır.