www.iskilipliyiz.com
23.01.2019
Çorum /   24°C

ANASINDAN ÖLÜ DOĞAN FALANCA
ANASINDAN ÖLÜ DOĞAN FALANCA

Yerel seçimlerin yaklaşıp da adayların bir bir ortaya çıkmasıyla birlikte ortalık toz dumandan geçilmez oldu; bu hareketlilik artarak da devam edip gideceğe benziyor. 

Yıllardır içinde sakladığı başkanlık hayallerini ortaya döken adaylarımızdaki hararet gayet doğal da, benim asıl gelmek istediğim nokta burası değil.

Henüz kesin adayların belli olmadığı ve aday adaylıktan öteye gidilemeyen bu dönemde ortaya çıkan birileri var ki adaylarımızdan daha hararetli ve heyecanlı. Peşinde dolandığı aday öl dese ölecek, vur dese vuracak. Sabahtan akşama kadar bir yerden diğerine koşturup peşinde olduğu adayının meziyetlerini sayıp dökmekten sesi kısılıp ayaklarına kara sular iniyor.

Diyeceksiniz ki “Boşuna yapmıyor ki, o da kendi çıkarının peşinde. Savunduğu adayı seçtirebilirse bir iki seneye varmaz memleketin en güçlü adamlarından biri olur.” Tabii ki o da bir şeyler peşinde; boşuna vermiyor bu desteği ama ben yine de her şeyini ortaya koyacak derecedeki bu hararetin mantığını anlayabilmiş değilim. 

Hepimizin kendine özgü fikirleri var ve bu fikirlerin aynısına ya da benzerlerine sahip parti veya insanların seçilip yönetime gelmesini tabii ki isteriz. Ama bunu sağlayabilmek yani o parti ya da kişiyi seçtirebilmek adına kendini ortaya koyma ve bu uğurda her şeyini feda etmeyi göze alabilme işi bana yanlış geliyor. Çünkü onlardan kişisel bir beklentim yok, sadece kafama uygun olup olmadıkları noktasında taraftarım.

İnsanlar ne zaman ki kendi çıkarlarını toplumsal çıkarlar uğruna yok sayıp feda edebilirse işte o zaman gerçek insan olmuştur diye düşünürüm.İçinizden “artık böyle insan kalmadı, sen hayal aleminde geziyorsun.” dediğinizi duyar gibiyim ama ne yapayım işte bu yaştan sonra kolay kolay değişemiyorsun. 

 

Yazıyı, güzel bir öyküyle bağlamak istiyorum. Okuduğunuzda, yukarıda yazılanların daha bir anlamlı hale geldiğini göreceksiniz diye düşünüyorum.

 

ANASINDAN ÖLÜ DOĞAN FALANCA

Bir gün bir seyyahın yolu, mutlu ve bilge insanların yaşadığı bir köye düşer… Köyün mezarlığından geçerken mezar taşlarındaki ilginç yazılardan, kabristanda yatanların ömürlerinin çok kısa olduğunu fark eder.

Mezar taşlarında; “Beş yaşında vefat eden Hacı Hüseyin Efendinin mezarı”, “İki yaşında dar-ı bekaya göçen Molla Kasımın mezarı”, “Yedi yaşında vefat eden Hacı Mustafanın mezarı” benzeri ifadeler vardır.

Yazılanlara bakılırsa mezardakilerin kimisi iki yıl, kimisi üç yıl yaşamıştır; yedi-sekiz yıldan fazla yaşayan yoktur. Peki ama bu insanlar ne zaman molla ya da hacı olmuştur da mezar taşında öyle yazmaktadır?

Hemen köy kahvesine varır ve gözüne kestirdiği yaşlı başlı birine gördüklerini anlatır ve sorar: 

-“Burada insanların ömürleri neden bu kadar kısadır? Mezar taşlarındaki bu ilginç yazıların hikmeti nedir?”

Bilge köylü; 

-“Biz insanları yaşadığı kadar değil, onların kendilerine takdir ettiği ömürle değerlendiririz ve bu dünyada huzur ve mutluluk içinde Allah (cc) için yaşanmamış boşa geçen ömrü yaşanmış saymayız.” der.

Seyyah şöyle bir düşünür ve;

-“Baba, eğer ben bu köyde ölürsem, benim mezar taşıma şöyle yazın:” der.

-“Anasından ölü doğan falanca…”

İnşallah, bizlerin mezar taşı böyle bir yazıyı hak etmemiştir. Hadi kalın sağlıcakla…



İsim Soyisim :
E-Mail :

Bu yorum : 27 gün önce yazıldı.
Yorum Sahibi : Orhan ALMALI

 
Final süper :)) bu köyde yaşasaydım, hemen ölürsem mezar taşımda iki buçuk yaşında yazardı :)) ne zaman öleceğimi bilmiyorum tabi :))