www.iskilipliyiz.com
03.06.2020
Çorum /   24°C

05 Eylül 2011 - 21:42
Bayburt’tan İskilip’e Muhacirlik
Bayburt’tan İskilip’e Muhacirlik

BAYBURT’TAN – İSKİLİP’E MUHACİRLİK

Çocukken bir şeyler öğrenmeye başladığımda Bayburt kelimesi de isim dağarcığıma eklendi. Babamgil 1915 yıllarında, Bayburt’tan İskilip’e Rus işgalinden kaçarak muhacir olarak gelmişler. Aradan yıllar geçmesine rağmen İskilip’te halen muhacirler olarak anılıyorduk.

Babam muhacirliği şöyle anlatırdı:

Bayburt’ta köylerinin adı Berne imiş. Köylerinde Tercanlı Şerifoğlu lakabı ile anılıyorlar. Ruslar Ermeniler ile birlikte Bayburt ve çevresini işgale başlayınca; Bayburt’taki mülki idare tarafından, işgalden kurtulmaları için Bayburt’u terk etmeleri duyurulmuş. Bir kısım insan muhacirliğe yanaşmamış dağlara kaçmışlar. Dedemgil Bayburt’u terke karar vermişler. Evlerinin önüne derin bir çukur kazmışlar. Evde ne kadar kap kaçak varsa, torbalara koyup çukurun içine yerleştirip üzerini toprakla örtmüşler. Bayburt’tan çıkışta yanlarına, ineklerinin sırtında taşıyabileceği kadar eşya alarak, kafileler halinde yola koyulmuşlar. İnekleri dışında yük taşıyabilecek hayvanları yokmuş. Babam ailesinin 5 çocuğundan üçüncüsü olup, muhacirliğe çıkarken 5 yaşında imiş. Kendinden büyük iki ağabeysi 7 ve 9 yaşlarındaymış. Kendinden küçük iki kız kardeşinin biri üç yaşında, biride 9 aylık kundakta bebekmiş.

Bin bir zorluk ve yoklukla devam eden yolculukta, bazı aileler kucaklarındaki bebekleri yol kenarına bırakıp devam etmeyi bile düşünmüş. Bunu yapanlar bile olmuş. Bir yazarın dediği gibi yollarının üzeri mezarlık olmuş. Yolculuk sırasında birisi öldüğünde, yolun kenarına mezar kazıp ölüsünü defnetmişler.

Konakladıkları bir yerde sabah olunca, yanlarında bulunan tek ineklerinin yok olduğunu, çalındığını görmüşler. En zaruri eşyalarını bile taşıyamaz hale gelmişler.Sivas-Amasya derken üç ay süren yolculuk sonunda Çorum’a gelmişler. Dedemin kardeşi Çorumda kalmış, dedemler İskilip’e gitmişler.İskilip’e gelince şehrin ileri gelenleri, dedemlere iki odalı bir ev, kullanacakları eşyaları ile yiyecek temin ederek zaruri iaşelerini sağlamışlar.Tabiri caizse kuru yere ocak yakmışlar.Bayburt’un Berne köyünde epeyce tarlaları, köyün en güzel yerinde evleri varken; Rus işgali yüzünden evsiz barksız, yardıma muhtaç duruma gelmişler. Babam iki erkek kardeşini İskilip’e geldikten 4 ay sonra bulaşıcı hastalık nedeniyle kaybetmiş. Yine 6 yaşına geldiğinde babasını kaybetmiş. Geriye 6 yaşında bir erkek çocuk, iki kız çocuk ve babannem kalmış. Babamın ayağında giyecek ayakkabısı bile yokmuş. Bu halde mezbaha neden kasaplara et taşımış. Sırtında omuzluk ile su taşıyıp, ailesinin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmış.

Baban nem diyormuş ki BİZE NE ETTİ İSE KÖR URUS ETTİ. BİZİ EVİMİZDEN YUVAMIZDAN ETTİ.”

Baban nem 1951 yılında vefat etmiş. Sağlığında iken babamgilin Bayburt ‘a giderek akrabalarını bulmasını, selamını götürmesini çok istemiş. Babam Çorumda bulunan amcasının oğlu ile birlikte, 1958 yıllarında Bayburt’a gitmişler. Köylerine giderek akrabalarını bulmuşlar. Babamın amcasının oğlu Şevket emmim muhacirlikte 15 yaşında imiş. Dolayısı ile köylerini ve birçok şeyi biliyordu. Köylerine geldiklerinde yaptıkları ilk iş, köylerinin toprağını öpmek olmuş.

Evlerinin önünü kazdırarak, toprağa gömdükleri bakır mutfak eşyalarının bir kısmını bulmuşlar. Hatıra olarak iki adet bakır kabı İskilip’e getirmişler.

Bayburt’tan köye gelirken köyün girişinde bulunan çok güzel bir tarlaları ya da ev yapılabilecek arsalarını (ekin biçin gelirini köyün camisine harcayın) diye köyün muhtarına emanet etmişler.

Bende 1980 Yılında Bayburt’a gittim. Bayburt’ta kimseyi tanımıyorum. Yalnızca babamın nüfus cüzdanının son sahifesinde silinmez kurşun kalem ile yazılı bir manifaturacının ismi vardı. Bulduğum ilk manifaturacıya burada ismi yazılı manifaturacıyı sordum. Bana “o manifaturacının öldüğünü, çocuklarının bu işi bıraktıklarını” söyledi. Onları niye aradığımı sorduğunda kendisine “Babamgilin Berne köyünden olduklarını, babamın akrabalarını bulmak istediğimi” bildirdim.Bana “Berne köylülerinin bir kahvehanede toplandıklarını, oraya gidersem onları bulabileceğimi “söyledi. Manifaturacının söylediği kahvehaneyi sorarak buldum. Orada oturan birine “burada Berne köyünden biri varmı? “diye sordum.

O da bana yaşlı birini gösterdi. Yanına giderek kendimi tanıttım. Yaşlı emmi Çorumdaki Şevket emmimin çocukluk arkadaşıymış. Küçükken birlikte hocaya gitmişler, okumuşlar. Bayburt’taki ailemin tamamını tanıyordu. Yaşlı emmi yıllar öncesini anlatırken kahvede bulunan diğer insanlarda yanımıza gelerek onu dinlemeye başladılar. Akşama doğru Bayburt ta taş işi ile uğraşan bizim akrabada geldi. Bir kamyona binerek köye doğru yola çıktık.O zamanlar askeri birlik olarak Bayburt ta Tugay vardı. Tugayın altından girilen yoldan devam ederek iki köyü geçip Berne’ye ulaştık. Berne’de kamyonun tamamı boşaldı. Köyde gittiğimiz ev babamın akrabalarının babamgilin evinin yerine yaptıkları ev idi. Daha sonra akşam yemeğine diğer akrabalarda geldi. Hep birlikte yemeğimizi yedik. Hep eskilerden bahsedildi. Ertesi günü Bayburt’un içinde oturan babamın halasının kızının evine gittik. Kendisi beni görünce kucakladı. Annesinin vasiyeti olduğunu, kardeşinin çocukları gelirse kendisi yerine onları kucaklamasını söylediğini bildirdi. Ona yanımda bulunan halalarımın resmini gösterdim. Küçük halamın aynen annesine benzediğini söyledi.

Bana” Bayburtluyum diyermisen” diye sorunca bende ”diyerem” diye cevapladım.

MUSTAFA YOLCU 



İsim Soyisim :
E-Mail :

Bu yorum : 21 gün önce yazıldı.
Yorum Sahibi : H hüseyin

 
Reis giderken eşya gömmüşler dedin.silah da gömmüşler mi?.bırakmışlarsa söyle yerini bulayım çürümesin yazık atarım sonra fotoğrafını.